Harun Yahya’nın Çarpıtmaları

Kodoman’ın Harun Yahya’nın Evrim Konusundaki Çarpıtmaları başlıklı sitesini incelemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Bu sitedeki yazıların listesi şöyle:

Kodoman’a çalışmaları için tebriklerimi sunuyorum ve başarılar diliyorum.

Güncelleme: Kodoman’ın yeni sitesine http://hycarpitmalari.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

Adnan Oktar’ın basın toplantısından kesitler

Adnan Oktar’in Avrupa basını için yaptığı basın toplantısının videolarını YouTube’da izliyorum. Basın toplantısında öyle şeyler söylenmiş ki bunları herkesin öğrenmesi lazım. Bunlar gizli kalmamalı. Oldukça uzun bir basın toplantısı olmuş. Ben de izledikçe önemli yerleri sizlere aktaracağım. Parantez içinde olan kalın ve italikli yazılar benim yorumlarımdır:

Akademik eğitim, fosiller ve kitapları hakkındaki düşünceleri

BM: Şimdi benim bildiğim kadarıyla bilimsel anlamda herhangi bir yüksek eğitiminiz yok. Teorinizi nasıl bilimsel olarak adlandırıyorsunuz?

AO: Hayatı anlamak için akademik eğitime gerek yoktur. Evrimin olmadığını anlamak için de akademik eğitime gerek yoktur.

Biz buraya binlerce fosili getirip serelim. Ortaokul çocuklarını getirelim. “Çocuklar milyonlarca yıl önceki fosilleri görüyorsunuz şu anda. Ama şu anki canlılarla hiç farkı yok.” desek çocukların akademik eğitim görmesine gerek kalır mı burda? Değişmediği açık belli.

( Peki Adnan Oktar sizce milyonlarca yıllık bir fosilin bugünkü bir canlı ile tamamen aynı olduğunu nasıl anlıyor? Fosili bulan ve incelemeler yapan bilim adamlarının bilimsel makalelerinden mi bu sonuçlara varıyor? Elbette hayır. Adnan Oktar’ın bu sonuca varması için yapması gereken tek şey fosile söyle bir bakmak. Bu kadar, başka bir şeye gerek yok. Sonuca ulaşmak için fosile belki de sadece fosilin resmine kısa bir bakış atması yeterli. Ne gerek var fosili bilimsel olarak incelemeye. Kolayı var. “Şimdikiyle aynı, hiç değişmemiş” der geçerim. Kim nerden bilecek ne olduğu?)

Dünya insanlığını darwinistler oyuna getirmiştir… Darwinizm son derece kolaydır anlaşılması. Delilleri son derece açıktır. Darwinizmin olmadığı, evrimin olmadığı da son derece açıktır.

(Doğrudur, anlaşılması da kolaydır, delilleri de açıktır. Ama nedense hala o delilleri görmezden gelip evrimin doğruluğunu kabul etmemek için uğraşanlar var.

Asıl bomba burda geliyor. Aman koltuklarınızdan düşmeyin, sıkı tutunun.)

Mesela benim bu kitabımı okuyup da etkilenmeyen ve evrimin yanlış olduğunu kabul etmeyen bir insan benim tahminim yoktur. Meydana gelen paniğin nedeni de budur. Ama darwinizmi öyle bir kavramış öyle bir yok etmiştir ki kitap inkarı mümkün olmayacak derecede açıktır. O yüzden bu kadar etki meydana getirdi.

(Anlaşılan bundan sonra insanları ikiye ayıracağız. (1) Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlas’ını okumayıp hala evrimi kabul edenler ve (2) Yaratılış Atlas’ını okuyarak evrimin yanlış olduğunu görenler. Burda bize düşen de Adnan Oktar’a insanlığa yaptığı bu muhteşem katkıdan dolayı şükranlarımızı sunmaktır.

Şaka bir yana, sanırım Adnan Oktar kitaplarında yazanların bilimsel gerçekler ve doğrular olduğuna kendini bile inandırmış gibi gözüküyor.)

Şimdilik bu kadar. Videoyu izlemeye devam ettikçe önemli bölümleri aktarmayı sürdüreceğim. (11.06.2007 00:11)

Okumaya devam et

Kadir Çelik’in Adnan Oktar röportajından kesitler

Kadir Çelik’in Adnan Oktar ile yaptığı röportajdan bazı bölümler. Parantez içinde olan (DV ile başlayan) kalın ve italikli yazılar benim yorumlarımdır:

Kadir Çelik: Adnan bey nasıl geçinirsiniz efendim siz? Yani geliriniz nedir? Ticaret mi yaparsınız, yoksa babadan kalma bir servetiniz var da onu mu harcarsınız?

Adnan Oktar: Tabiki bir ticari ufak tefek çalışmalarım oluyor arkadaşlarımla o tarzda bir çalışmam var eskiden beri. Ama ben öyle bir müsrif bir insan değilim, yani öyle dışarıda hayatı olan, bol bol para harcayan falan bir insan değilim. Ama kendime yetecek kadar bir ticari faaliyetim oluyor.

Kadir Çelik: Yoksa sorunun aslında nereye geleceğini herhalde biliyordunuz, yoksa o zengin aile çocuklarının varlıkları mı akıtılıyor? Çünkü bu da iddialar arasında.

(Yok canım daha neler? Kadir bey nerden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri? Hiç öyle şey olur mu? Adnan bey çok mütevazı bir yaşam sürüyor. Ne parası ne servet akıtılmasından bahsediyorsunuz?)

Adnan Oktar: Ama ben çok sakin yaşayan bir insanım yani öyle bir şeyi harcayacak ortamım yok benim. Yani gazinoya gitmem, eğlenmeye gitmem, yani gidenler de olabilir tabikide. Fakat o parayı harcayacak benim bir ortamım olmuyor. Öyle bir iddianın olması için onu harcayacak bir yer olması lazım.

(Ne yani para akıtılıyor da ben harcayacak yer bulamıyorum mu demek istiyorsunuz Adnan bey? Yok yok. Heralde öyle demek istemediniz. Ufak bir yanlış anlaşılma oldu.)

Kadir Çelik: Yaşadığınız alanlar çok lüks alanlar, mekanlar…

Adnan Oktar: Örnek?

Kadir Çelik: Kandilli’deki, Rasathane’nin altındaki yer, mesela Silivri’de bir çiftlik vardı, dehşetti. Çok ağdalı döşenmiş, Versace koltuklar var, pek çok tarihi eser var, yani orası bir köşk olmaktan öte, bir kaşane havasında.

Adnan Oktar: Kandilli’deki eve çok nadir olarak misafir olarak gittim. Silivri’deki çiftliğe hiç gitmedim. Bir kere dahi gitmedim.

(Gerçekten mi? Helal olsun size Adnan bey. Yani bu lüks mekanlar elinizin altında ama hiç kullanmıyorsunuz bile. Takdire şayan bir davranış.)

Kadir Çelik: Efendim herhalde Gültepe’de bir gecekonduda yaşamıyorsunuz.

(Yok artık, daha neler Kadir bey. O kadar da değildir heralde. Baksanıza Adnan beyin kendine yetecek kadar bir ticari faaliyeti varmış. Gecekonduda ne işi olsun? Sizi ciddiyete davet ediyorum.)

Adnan Oktar: Doğru ama denilen mekanlar doğru değil. Kaldığım yerler var tabiki ama orası değil.

Kadir Çelik: Orası değil?

Adnan Oktar: Değil.

Kadir Çelik: Oraları mütevazi döşenmiş alanlar mıdır?

Adnan Oktar: Mütevazi derken temiz güzel bakımlı yerler tabi ki.

Devam ediyoruz:

Okumaya devam et

Evrim karşıtları bunu nasıl açıklar?

İlk önce kısa bir bilgilendirme yazısının ardından sorumu soracağım.

Şempanzelerde 2A ve 2B isimli iki kromozom vardır. Şempanze genomu üzerinde yapılan araştırmalar genetik bilgi olarak bu iki kromozomun, 2 numaralı insan kromozomuyla büyük ölçüde benzer olduğunu göstermektedir. Yani insanlar ve şempanzelerin ortak atasında bulunan kromozomlar şempanzelerde değişikliğe uğramamışken insanlarda iki kromozomun birleşmesi sonucu bir çift kromozom azalmıştır (1). 2A ve 2B’nin birleşmesi sonucu gen kaybı olmamıştır sadece insanlarda bu birleşme noktasına denk gelen bölümde şempanzelerde olmayan ufak (toplam 237.000.000 baz çifti içinde 150.000 baz çifti) bir ek bölüm oluşmuştur.

2 numaralı insan kromozomunun ortasındaki birleşme bölgesinde normalde kromozomların uçlarında bulunan ve hücre bölünmesinde DNA’nın kopyalanması aşamasında önemli bir görevi olan telomer bölgesi bulunmaktadır. Ayrıca sentromerler için de durum aynıdır. 2 numaralı insan kromozomundaki sentromer şempanzedeki 2A kromozomunun sentromeri ile tam olarak aynı yerdedir ve 2B kromozomunun sentromerinin izleri de 2 numaralı insan kromozomunda görülmektedir (2).

Yani 2 numaralı insan kromozomu açıkça iki tane kromozomun birleşimi gibi durmaktadır ve şempanzenin 2A ve 2B kromozomları buna hem genetik içerik hem de yapısal olarak belirgin şekilde uymaktadır.

Kısa bilgilendirmenin ardından tüm evrim karşıtlarına sorum şöyle:

Normalde kromozomların uçlarında bulunan ve hücre bölünmesinde DNA’nın kopyalanması aşamasında önemli bir görevi olan telomerin 2 numaralı insan kromozomunun ortasında bir yerde olmasını nasıl açıklarsınız? Ayrıca yukarda anlatılan durumu tasarım veya yaratılış mantığı içinde nasıl açıklarsınız?

Referanslar:
1. IJdo JW, Baldini A, Ward DC, Reeders ST, Wells RA, Origin of human chromosome 2: an ancestral telomere-telomere fusion. Proc Natl Acad Sci U S A 1991 Oct 15;88(20):9051-5
2. Avarello R, Pedicini A, Caiulo A, Zuffardi O, Fraccaro M, Evidence for an ancestral alphoid domain on the long arm of human chromosome 2. Hum Genet 1992 May;89(2):247-9

Harun Yahya’dan bir inci daha

İlk olarak http://www.talkorigins.org/faqs/homs/misquotes.html adresine bakalım. Sayfanın en altında şöyle bir bölüm var:

—————————————————————————————————————————
Harun Yahya (thought to be a pseudonym for a Turkish Islamic creationist organization) writes, in Chapter 10 of the book The Evolution Deceit:

Finally, in 1994, a team from Liverpool University in England launched an extensive research to reach a definite conclusion. Finally, they concluded that “the Australopithecines are quadripedal”.(4)

Reference 4 is to a paper by Spoor, Wood and Zonneveld, Implications of early hominid labyrinthine morphology for evolution of human bipedal locomotion, Nature, 369:645-8 (1994). Yahya’s statement is an outright lie. Spoor et al. do not make the statement attributed to them, and actually concluded that:

These observations support studies of the postcranial fossil record which have concluded that H. erectus was an obligatory biped, whereas A. africanus showed a locomotor repertoire comprising facultative bipedalism as well as arboreal climbing.

Jan 22, 2002: An email from the webmaster of the Harun Yahya site states that this misquote “was truly a mistake, but not a deliberate misquote”, and that such errors are mainly due to translation errors, as Yahya writes in Turkish then translates to English. The misquote has been removed from the site. I am extremely skeptical that translation errors were responsible for this mistake. I think it far more likely that the quote was accurately translated from a creationist source in English, some of which make similar claims.
—————————————————————————————————————————

Görüldüğü gibi yazar Jim Foley, HY’nin Evrim Aldatmacası kitabının İngilizce versiyonunda Fred Spoor, Bernard Wood ve Frans Zonneveld’in bir makalesinden yaptığı bir alıntıyı gösteriyor ve bunun açıkça bir yalan olduğunu söylüyor. Yani makalede kesinlikle böyle bir bölüm yok diyor. Yazar kendisine HY’nin sitesinin webmaster’ından mail geldiğini ve bu hatanın çeviri hatasından kaynakladığını yani kasıtlı birşey olmadığının belirtildiğini söylüyor ve daha sonra bu yanlış bilginin 22 Ocak 2002′de siteden kaldırıldığını söylüyor. Bu kaldırılan bölüm yukarda koyu renkli olarak gösterdiğim bölüm.

Şimdi HY’nin Evrim Aldatmacası kitabının Türkçe versiyonunun sitesindeki aynı bölüme bakalım:

İngiltere’deki Liverpool Üniversitesi’nden bir ekip, Australopithecuslar’ın iskeleti ile ilgili kesin bir sonuca varmak için kapsamlı bir araştırma yapmıştır. Vardıkları sonuç; “Australopithecuslar’ın dört ayaklı olduklarıdır.

Görüldüğü gibi İngilizce versiyonda çeviri hatasından kaynaklandığı, kasıtlı olarak hatalı yapılmadığı söylenen yanlış bilgi içeren bölümün aynısı Türkçe versiyonda hala mevcut. 22 Ocak 2002′de İngilizce versiyondan kaldırılan bölüm aradan yıllar geçmesine rağmen hala Türk okuyuculara aktarılmakta.

Görüldüğü gibi HY bunların yanlış olduğunu ve kaynak gösterilen makalede böyle bir bölüm olmadığını bilmesine rağmen kitabın Türkçe versiyonunda bunlara yer vererek açıkça kasıtlı olarak insanları yanlış bilgilendirmektedir. Amerika’da insanlar bu kaynaklara rahatça ulaşıp kontrol edebildiği için bunun yanlış olduğunu söyleyince HY’nin internetten sorumlu elemanları “evet burda çeviri hatası olmuş ama kasıtlı birşey kesinlikle yok” diyor ve bu uydurma, palavra, hayal ürünü bölümü hemen çıkarıyor. Ama Türkçe versiyonda bu yanlış bilgiyi kullanmaya devam ediyorlar çünkü Türklerin bunları araştırıp doğruluğunu teyit etmeyeceğini düşünüyor. Belki de “Ben yazarım kimse de bu kaynakları açıp araştırmaz” diye düşünüyordur. Bunun için HY’nin İngilizce yazıları ile Türkçe yazılar arasında bazı yerlerde önemli farklılıklar vardır. Türkçe yazılarda yabancı yazarlardan yapılan alıntıların çevirilerinde akıl almaz manipülasyonlara rastlamak mümkün. Zaten daha önceki birçok yazımda da bunların birçok örneğine değinmiştim.

Embriyoloji ne diyor?

Bu yazımda Akıllı Tasarım Türkiye Öğrenci Platformu’nun sitesindeki Embriyoloji ne diyor? başlıklı yazının ufak bir incelemesini ve eleştirisini yapacağım.

Bu yazıyı okuyunca göreceğiniz gibi Akıllı Tasarımcıların evrim karşıtlığı bakımından yaratılışçılardan hiçbir farkı yok. Onlar da aynı modası geçmiş argümanlarla saldırıyor evrime ve Darwin’e. Saldırı noktası olarak da Alman biyolog Ernst Haeckel’in omurgalı hayvanlardaki embriyo gelişimini gösteren çizimleri seçiliyor. 1800’lerde yapılan bu çizimlerin Evrim Teorisini desteklemek için kullanıldığı ve evrimci bilimadamları tarafından kullanıldığı ama yakın bir zamanda bunların yanlışlığının ortaya çıktığından bahsediliyor. Hatta Stephen Jay Gould’un bir makalesinde Haeckel’in çizimlerinin Darwin’in teorisi için delil olduğu söylediği ve evrimle ilgili tüm kitaplarda gerçekmiş gibi sunulduğunu yazılıyor.

Bunlar tamamen gerçek dışı, hayal ürünü şeyler. Stephen Jay Gould’un yazıda geçen makalesine buradan ulaşabilirsiniz. Yazıyı incelerseniz Gould’un böyle birşey söylemediğini görürsünüz. Kaldı ki Gould 1977’de yazmış olduğu Ontogeny and Phylogeny adlı kitabında Haeckel’ın embriyolojik gelişimle ilgili (ve yanlışlığı çok uzun süre önce kanıtlanmış) teorisini ve yanlışlar içeren çizimlerini eleştirmiştir. Ayrıca yukardaki linkini verdiğim makalesinde de Haeckel’i ve çizimlerini eleştirmektedir. Yani bilim dünyasında Haeckel’ın çizimlerinin yanlış olduğu çok eskiden beri bilinmekteydi.

Gelelim Haeckel’ın çizimleriyle Darwin’in ilişkisine. Darwin 1859’da Origin of the Species kitabını bastığında bu çizimlerden veya Haeckel’in düşüncelerinden faydalanmışmıydı? Hayır. Haeckel teorisini ortaya attığı kitabını 1866 yazmıştı. Ama o tarihte bu çizimler yine ortada yoktu. Çizimler 1874’te yayımlandı. Yani Haeckel’in embriyolojik gelişimle ilgili teorisi ve çizimleri yaratılışçıların ve akıllı tasarımcıların iddia ettiği gibi Darwin’in teorisinde ve görüşlerinde bir etkisi yoktur. Tam tersine Haeckel Darwin’den etkilenmiştir. Yani Darwin’in görüşleri Haeckel’dan bağımsız olarak gelişmiştir. Yani Haeckel’in teorisinin veya çizimlerinin yanlış olmasının evrim teorisi üzerinde olmusuz bir etkisi olamaz.

Şimdi Akıllı Tasarım Türkiye Öğrenci Platformu’nun yazısının başlığına geri dönelim: Embriyoloji ne diyor? Embriyoloji evrim görüşünü destekler mi yoksa evrim görüşüne karşı veriler mi ortaya koyar?

Omurgalı hayvanların embriyolojik gelişimi izlendiğinde herbirinin birbirine çok benzediği bir evreden geçtikleri gözlemlenmiştir. Bu evreye filotipik evre denir. Bu evrede tüm omurgalıların embriyoları aynı genel yapıdadır. Gelişimin ileri aşamalarında bu aşamada aynı olan yapılar farklı canlı türlerine göre farklı yapılara dönüşmektedir. Örneğin filotipik evrede balık ve insanda aynı olan yapılardan balıkarda solungaçlar oluşurken insanlarda akciğerler oluşmaktadır. Yani belli bir yere kadar benzer giden gelişim bir noktadan sonra farklılaşmaktadır. Aynı sınıfa ait canlılarda ise bu benzer gelişim daha ileri gitmekte daha ileri bir noktada farklılaşma oluşmaktadır. Omurgalılarda olduğu gibi omurgasız hayvanlarda da kendi aralarında bu tip bir embriyolojik gelişim benzeşimi kurmak mümkündür. Yani sonuç olarak akrabalık seviyesi düşük türlerin embriyolojik gelişimi birbirine daha az benzerken akrabalık seviyesi yüksek türlerin embriyolojik gelişiminin daha fazla benzerlikler taşıdığı sonucuna varabiliriz. Embriyolojik gelişimi sağlayan şeyin genler olduğu ve akrabalık seviyesi yüksek türlerin daha fazla ortak gen taşıdığı düşünülürse tüm bu verilerin evrim teorisiyle uyumlu olduğu ve evrim düşüncesini desteklediği sonucuna ulaşılır.

İşte gördüğünüz gibi evrim karşıtları her zamanki gibi bilimsel verileri çarpıtarak, manipüle ederek insanları kandırmaya çalışıyor. Kendi çaplarında da başarılı oluyorlar çünkü hitap ettikleri kitle beynini kullanmayı, araştırmayı, sorgulamayı sevmeyen, önüne koyulan hazır yemeği yemekle yetinmeyi tercih eden yapıdaki insanlardan oluşuyor. Benim burdaki amacım ise araştıran, sorgulayan, fikri hür, vicdanı hür insanlara yardımcı olmak. Umarım bunda başarılı olurum.

Birkaç evrim karşıtı iddianın cevapları

İddia 1: “Evrimcilerin insan ile maymun arasındaki genetik benzerlik konusunda kullandıkları bir diğer örnek ise insanda 46, şempanze ve gorillerde ise 48 kromozom bulunmasıdır. Evrimciler, kromozom sayılarının yakınlığını evrimsel bir ilişkinin göstergesi sayarlar. Oysa eğer evrimcilerin kullandığı bu mantık doğru olsaydı, insanın şempanze kadar yakın bir akrabası daha olması gerekirdi: Patates. Çünkü patatesin kromozom sayısı maymununkiyle aynıdır: 48”

Bu iddiayı kullananlar:

1. Elif Kıral, Zafer Bilim Araştırma Dergisi, http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=1933
2. Harun Yahya, http://www.harunyahya.org/Makaleler/genom.html

Cevap: İlk olarak şunu belirtmek isterim ki elbette sadece kromozom sayısına bakarak canlılar arasında akrabalık olduğu sonucuna varılamaz. Daha sonra konuya girelim. Normalde kromozonların uçlarında telomer denilen yapılar vardır. Fakat yapılan araştırmalarda insanlardaki 2 numaralı kromozomun ortasında bir yerlerde telomer olduğu görülmüştür. Bu da insanlardaki 2 numaralı kromozomun iki kromozomun birleşmesiyle oluştuğunu göstermektedir. Yani insandaki kromozom 2, şempanzelerin 2A ve 2B kromozomlarının birleşimidir (1).

Ama kromozom sayısının da hiçbir anlamı yok diyemeyiz. Mesela insanda 46 krmozom varken şempanzede 146 kromozom olsaydı böyle bir akrabalıktan bahsetmek mümkün olmazdı diye tahmin ediyorum. Ama insandaki 2 numaralı kromozomun iki kromozomun birleşmesiyle oluştuğunun bilinmesi bu akrabalık tezini desteklemektedir.

%98-99’luk benzerlik kromozom sayısına bakarak değil, genom üzerinde teker teker nükleotidler incelenerek yapılan uzun araştırmalar sonucunda varılıyor. Yani patatesin veya moli balığının kromozom sayısının konuyla hiçbir ilgisi yok. Önemli olan genom içindeki genetik bilgidir. Şempanzeler ile insanlardaki benzerlik genetik bilgidedir.

İnsanlar ile büyük kuyruksuz maymunların ortak atadan evrimleştiği düşünülmektedir. Büyük kuruksuz maymunlar ailesine goriller, orangutanlar, şempanzeler ve insanlar girer. Bunların hepsinin ortak bir atadan evrimleştiği düşünülür. Bunlar içinde de insanlar ile şempanzeler en yakın akrabalardır. Bu türler arasındaki akrabalığı hem fizyolojik hem de genetik benzerliklerinden anlayabiliyoruz. İnsan genomu ile şempanze genomu çok büyük (kaba olarak %98-99 civarında) benzerlikler göstermektedir (2).

1. IJdo JW, Baldini A, Ward DC, Reeders ST, Wells RA, Origin of human chromosome 2: an ancestral telomere-telomere fusion. Proc Natl Acad Sci U S A 1991 Oct 15;88(20):9051-5
2. Chimpanzee Sequencing and Analysis Consortium (2005). Initial sequence of the chimpanzee genome and comparison with the human genome. Nature 437: 69-87. (1 September 2005)

İddia 2: “Mutasyonlar küçük, rastgele, zararlı ve yıkıcıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Hiçbir yararlı veya yapıcı mutasyon olmamıştır ve olamaz. Bana bir tek mutasyon gösterki yapıcı olsun yıkıcı değil.”

Bu iddiayı kullananlar:

1. Cavit Yalçın, http://www.cavityalcin.com/cuma_yazilari_68.html
2. Bilim Araştırma Vakfı (BAV), http://www.bilimarastirmavakfi.org/imza_kampanyasi_ek1.html
3. Harun Yahya, http://www.darwinizminsonu.com/mekanizmalar06.html

Cevap: Sadece bir tane değil birçok örnek vereceğim buna. Hem örneği hem de bilimsel kaynağını da vereceğim.

1. Mutasyon sonucu naylonu parçalama özelliği kazanan bakteri (1).
2. Mutasyon sonucu HIV enfeksiyonlarına ve AIDS’e karşı direnç kazanan insanlar (2,3).
3. İnsan kemiklerinin daha sağlam olmasına sebep olan mutasyon (4).
4. İnsanların kalp hastalıklarına karşı daha dirençli olasını sağlayan mutasyon (5).
5. Tek hücreli yaşamdaki yeşil algin çok hücreli yaşama geçmesine sebep olan mutasyon (6).

Aslında daha da fazla örnek verilebilir ama buna gerek olduğunu sanmıyorum. Sen zaten bir tane yeterli demiştin. Gördüğün gibi yararlı mutasyonlar vardır. Zaten bu argüman da AiG’nin yaratılışçılara kullanmamalarını önerdikleri argümanlar içinde bulunmaktadır. Yani kısacası mutasyonların hepsinin zararlı olduğu kötü bir yalandan başka birşey değildir.

1. Prijambada, I. D., S. Negoro, T. Yomo and I. Urabe. 1995. Emergence of nylon oligomer degradation enzymes in Pseudomonas aeruginosa PAO through experimental evolution. Applied and Environmental Microbiology 61(5): 2020-2022.
2. Dean, M. et al. 1996. Genetic restriction of HIV-1 infection and progression to AIDS by a deletion allele of the CKR5 structural gene. Science 273: 1856-1862.
3. Sullivan, Amy D., Janis Wigginton and Denise Kirschner. 2001. The coreceptor mutation CCR5-delta-32 influences the dynamics of HIV epidemics and is selected for by HIV. Proceedings of the National Academy of Science USA 98: 10214-10219.
4. Boyden, Ann M., Junhao Mao, Joseph Belsky, Lyle Mitzner, Anita Farhi, Mary A. Mitnick, Dianqing Wu, Karl Insogna, and Richard P. Lifton. 2002. High bone density due to a mutation in LDL-receptor-related protein 5. New England Journal of Medicine 346: 1513-1521, May 16, 2002. http://content.nejm.org/cgi/content/short/346/20/1513
6. Long, Patricia. 1994. A town with a golden gene. Health 8(1) (Jan/Feb.): 60-66.
7. Boraas, M. E., D. B. Seale, and J. E. Boxhorn. 1998. Phagotrophy by a flagellate selects for colonial prey: A possible origin of multicellularity. Evolutionary Ecology 12: 153-164.

İddia 3: “Darwin dediğiniz adamın Türkler hakkında neler yazdığını biliyor musunuz? Darwin bir mektubunda şöyle demiş: ‘Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum.'”

Bu iddiayı kullananlar:

1. Bilim Araştırma Vakfı (BAV), http://www.bilimarastirmavakfi.org/evrim/evrimteorikisatarih_2.html
2. Harun Yahya, http://www.harunyahya.org/evrim/hy_Turk_Dusmanligi/dtd4.html
3. Ahmet Demir, http://www.ahmetdemir.com/m41.html
4. Cavit Yalçın, http://www.cavityalcin.com/dunya_siyaseti_09.html

Cevap: Bu metkupta geçen yazının orijinali şöyle:

The more civilised so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.

Kaynak: Buraya tıklayın (F. Darwin, ed., The Life and Letters of Charles Darwin. New York, D. Appleton & Co., 1905.)

Ateist forumdan Hacı’nın (kendisi uzun yıllardır Amerika’da yaşıyor onun için İngilizce konusundaki yetkinliği göz önüne alınarak çevirisine güvenilebilir) çevirisi şöyle:

Kafkasyalı (beyaz ırk) denen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türk yalanını (abartısını) yenmişlerdir. Dünyanın pek uzak olmayan bir tarihte geleceğine bakarsak, sayısız aşağı ırkların üstün uygar ırklar tarafından yok edileceğini görürüz.

Görüldüğü ortada barbarlıktan falan bahsetmiyor. Orda kullanılan “hollow” kelimesinin barbarlıkla falan ilgisi yoktur. İstediğiniz sözlükten “hallow” kelimesinin anlamına bakabilirsiniz. Harun Yahya burda kasıtlı olarak çeviri üzerinde manipülasyon yapıyorve okuyucularını yanıltıyor.

Ayrıca sadece avrupalılar medenidir de demiyor sadece “daha medenidir” diyor ki bunda da söylediği zamana bakarsak haksız sayılmaz. Hatta rahatlıkla bunun bugün için de geçerli olduğunu söyleyebilirim.

Güncelleme (21.04.2007): Oulker rumuzlu bir katılımcı bu konuda önemli bir katkı yaptı. “Hollow” kelimesinin tercümesiyle ilgili bizim de hata yaptığımızı gösterdi. Kendisine bu katkısından dolayı teşekkür ediyorum ve bu konuda yazdıklarını direk olarak aktarıyor:

Davinci bey,

Darwin’in Türkler ile alakalı söylediği sözlerle alakalı Hacı’nın çevirisi de doğru değil. Bu cümlenin yanlış tercümesi hollow’un ayrı bir kelime olduğunun sanılması. Oysaki oradaki “hollow” beat hollow deyiminin bir parçası.

Beat someone hollow’un anlamı İngilizce de “vanguish completely” demektir. Yani Türkçesiyle hezimete uğratmak diyebiliriz. Hollow’da wholly’nin bozulmuş şeklidir. Birkaç sözlük sitesine bakılırsa zaten beat hollow’un anlamı anlaşılacaktır.

Örneğin bu Oxford’dan hollow

Hatta aşağıdaki bir kaç site Darwin’in bu cümlesini beat hollow için örnek cümle olarak veriyor.
http://everything2.com/index.pl?node=hollow
http://machaut.uchicago.edu/CGI-BIN/WEBSTER.sh?word=Hollow

Bu düzeltmenin, HY’nin çevirisinin daha da mantıksız, ilgisiz ve gerçekle alâkasız görünmesini sağlaması açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.

İddia 4: “Evrimci bilimadamları evrim teorisini sahtekârlıklarla ayak tutmaya çalışmaktadır. Birçok sahte fosil oluşturulmuş ve bunlar evrim teorisi kanıtlamak için kullanılmıştır. Piltdown adamı, Nebraska adamı, Archaeoraptor gibi…”

Cevap: Tek gerçek sahtekârlık 1912’de Charles Dawson’ın orataya çıkardığı ve Piltdown adamı olarak adlandırılan sahte fosildir. Bu sahtekârlık 1953 yılında bilim adamlarının incelemeleriyle ortaya çıkarılmıştır. Tabiki bunun bu kadar uzun sürmüş olması bilim adına güzel bir örnek değildir. Ama bu sahtekârlığın ortaya çıkarılması ilerki yıllarda ortaya çıkan yeni teknolojik gelişmelerle mümkün oldu. Zaten ilerki yıllarda bulunan Australopithecus ve Homo erectus fosilleri Piltdown adamının insanın evriminde uygun bir yere oturmadığını göstermekteydi. Artan şüphelerle fosiller üzerinde incelemeler yapıldı ve sahtekârlık ortaya çıkarıldı. Piltdown adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için Piltdown Man başlıklı yazıyı inceleyebilirsiniz.

Bir de Nebraska adamı var. Ama bunda Piltdown adamında olduğu gibi bir sahtekârlık falan yok. Bilimsel bir yanlışlık var ve kısa sürede bundan dönüldü. Ama nedense yaratılışçıların arasında çok popülerdir. Nebraska adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için buraya ve buraya bakabilirsiniz.

Archaeoraptor, hakemli bilimsel dergilerde değil bir popüler bilim dergisinde yayımlanmıştır. Nature ve Science dergileri makaleyi reddetmiştir. Ama National Geographic hakem onayından geçirmeden kabul etmiştir. Ayrıca Archaeoraptor ile ilgili yazının ana yazarı bir bilim adamı değil National Geographic dergisinin sanat editörü Christopher P. Sloan’dır. Zaten 2000 yılında yani bu yazıdan 1 yıl sonra Nature dergisinde bu fosilin geçersizliğiyle ilgili bir makale çıkmıştır.

Sanırım şimdilik bu kadarı yeterli. İlerde yeni iddialara da cevap vereceğim. Eğer cevaplanmasını istediğiniz evrim karşıtı argümanlarınız varsa sunabilirsiniz.