Sahte fosil komedisi sürüyor…

sahtefosil1İlk olarak Zaman’daki habere bakalım:

Bekirpaşa Belediye Başkanı Abdullah Köktürk, belediye ile Doğa ve İnsan Sağlığı Derneği işbirliğinde Bekirpaşa Sanat Merkezi’nde açılan sergiyle ilgili yaptığı açıklamada; dünyanın değişik yerlerinden elde edilen fosillerin sergilendiğini söyledi. Özellikle elektron mikroskobu ve DNA’nın keşfiyle her canlının ne kadar kompleks yapılar olduğunun anlaşıldığını kaydeden Köktürk, yüz milyon adedin üzerindeki fosillerin, her canlı türünün harika yapılara sahip olduğunu ispatladığını belirtti. Sergi hakkında bilgi veren biyolog Onur Yıldız da, dünyanın her yerinden elde edilmiş fosillerin, milyarlarca yıl geçmesine rağmen hiçbir değişime uğramadığını, bir türün başka bir türe dönüşüm göstermediğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu çalışmayı gönüllüler olarak düzenlediklerini söyleyen Yıldız, “İzmit’teki tüm ilk ve ortaöğretim okullarını sergiye davet ettik. Evrim Teorisi’nin bu fosillerle birlikte aslının olmadığı tekrar görülmekte. Özellikle öğrencilerin gerçekleri daha yakından öğrenebilmesi için müzeye gelip gezmelerini istiyoruz.” dedi. Kocaeli, Cihan

İki yıl önce Time dergisinde çıkan insan evrimiyle ilgili olan ve açıkça evrimi destekleyen bir makaleyi akıl almaz bir şekilde çarpıtarak, Bilim adamlarından evrime büyük darbe başlığıyla sunan ve makalede yazılanlarla hiç ilgisi olmayan, tamamen uydurma şeyleri sanki o makalede geçiyormuş ve bilim adamlarının gerçek düşünceleriymiş gibi aktaran (AnHedonik’in bu konuyla ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz) bu garip gazete şimdi de yukardaki haberde gördüğünüz gibi malum grubun sahte fosil sergilerini haber yapıyor ve biyolog olduğu iddia edilen birisinin zırvalarına yer veriyor.

Muhteşem biyologumuz Onur Yıldız ne diyor bakın. “Milyarlarca” yıl geçmesine rağmen hiçbir değişikliğe uğramamış fosiller varmış. Yani milyonları geçtik artık. Adamlar işi baya büyütmüş görmeyeli. Bilim insanlarının bulamadığı milyarlarca yıllık fosilleri bulup sergiliyorlar. Üstüne üstlük adamlar fosilleri inceleyip hangi türe ait olduğunu, bugün yaşan bir türle birebir benzer olup olmadığını şıp diye anlayabiliyorlar. Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği? ve Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya başlıklı yazılara bakarsanız bu adamların daha en temel bilgilerden yoksun, ne yaptığını bilmeyen, ahkam kestikleri konularda akıl almaz derecede bilgisiz kişiler olduğunu görürsünüz. Kitapları baştan sona yanlışlarla dolu adamların bu tip büyük laflar ederek insanların zihnini bulandırması ve bilimin gerçeklerini çarpıtarak onları kandırması gerçekten çok üzücü. Ama daha da üzücü olan bilimsel, eleştirel ve şüpheci düşünceyle uzaktan yakından ilgisi olmayan o kadar çok insan var ki bilgisiz oldukları konularda bu tip aldatmacalara kanmamaları gerçekten çok zor.

Zaman’daki haberde göremedim ama aynı sergiyi haber yapan diğer gazetelerde sergide 79 milyon yıllık bir Asya aslanı kafatası bulunduğu söyleniyordu. Bu nedense bana daha önce üzerine yazmış olduğum, Yaratılış Atlası’ndaki 89 milyon yıllı olduğu iddia edilen leopar kafatasını hatırlattı. Orada yazdıklarımı direk aktarmayı yeterli görüyorum çünkü sözde leopar fosili için yazdıklarım, bu fosilin de neden uydurma ve hayali olduğunu gayet net bir şekilde gösteriyor:

En eski leopar fosilleri yaklaşık 3.8 milyon yıl öncesine dayanır. Aslan, kaplan, leopar ve jaguarları da içine alan Panthera cinsinin yaklaşık 6 milyon yıl önce birbirinden ayrışmaya başladığı düşünülmektedir. Yani bu tarihten öncesi için aslan, kaplan, leopar ve jaguar türlerinden bahsetmek mümkün değildir.

Günümüzde yaşayan tüm kedigillerin (ev kedisi ve büyük kediler dahil) ortak atalarının yaklaşık 11 milyon yıl önceye dayandığı canlıların DNA’ları üzerinde yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır (1). Ama işin içine soyu tükenmiş tarihi kedigiller de katıldığında bu tarih daha da eskilere gider. 30-20 milyon yıl önce yaşamış olan Proailurus kedigillerin bilinen en eski ortak atası olarak kabul edilmetedir (2). Proailurus’u, 20-10 milyon yıl önce yaşamış olan Pseudaelurus takip etmiştir(2). Pseudaelurus kedigillerin bilinen en yakın ortak atasıdır.

Görüldüğü gibi 89 milyon yıllık leopar fosili bilimsel bulgularla ve verilerle tamamen çelişmektedir. Ortada böyle bir fosil yoktur. Bu tamamen hayal ürünü ve uydurma bir fosildir.

89 milyon yıllık bie leopar kafatası olmadığı gibi 79 milyon yıllık bir Asya aslanı kafatası da yoktur. Peki bu sergilerde gösterilen şeyler nerden çıkıyor diye sorabilirsiniz. Daha doğrusu burada sorulması gereken soru bu. Bu tip sergilerde sergiledikleri şeyler ne? Cevabı çok basit aslında. Hani şu her türlü elektronik aletin kopyasını yapan Çinliler var ya işte bu sahte fosil endüstrisinin ardında da bu uzak doğulu kopyacılar bulunuyor. Buna  biraz şaşırmış olabilirsiniz ama bu konuyla ilgili olarak daha önce yazmış olduğum Fosil dolandırıcılığı ve sahte fosiller başlıklı yazımı okumanız sizin için aydınlatıcı olacaktır.

Buradan Adnan Oktar’a veya bu fosillerin ardında her kim varsa, bu fosillerin gerçek olduğunu her kim savunuyorsa ona meydan okuyorum. Hodri meydan. 89 milyon yıllık leopar kafatası ve 79 milyon yıllık Asya aslanı kafatasının gerçek fosiller olduğunu kanıtlamaya davet ediyorum. Türkiye’de veya başka bir ülkedeki bir üniversitenin ilgili bölümüne giderek bu fosilleri inceletebilirsiniz. Böylece bunların gerçekten fosil mi yoksa birileri tarafından imal edilmiş sahte şeyler mi olduğu ve eğer gerçekten fosilse kaç milyon yıllık olduklarını bilimsel olarak belgelemiş olursunuz. Tabi buna gerek yok elimizde bu fosili bulan araştırma grubunun bilimsel raporu veya fosille ilgili teknik detayları içeren çalışması var da diyebilirsiniz. Böyle birşey varsa onu da görmekten çok memnun olurum. Ama bunların hiçbirini yapamıyorsanız ve bu fosillerin gerçek olduğunu ve iddia ettiğiniz yaşta olduğunu söylemeye devam ediyorsanız insanların bu durumdan çıkaracağı mesajın ne olduğunu tahmin edebileceğinizi düşünüyorum. Top sizde. Bakalım ne yapacaksınız. Bloguma erişimin engellenmesini sağlamaya çalışmaktan başka ne yapabileceksiniz diye merak ediyorum. İzleyip görelim.

Adnan Oktar’ın istediği oldu

Dünya basını için tekneyle boğaz turu eşliğinde yaptığı basın toplantısında Adnan Oktar şöyle diyordu:

[…]kitabın [Yaratılış Atlası kastediliyor burada -dv] yasaklanması talebi var. Bu çok çirkin, çok zavallıca ve çok aciz bir üslup. Fikre karşı fikirle çıkılır. Mesela eğer bu kitap yanlışsa, anlatılanlar yanlışsa bunu anlatan bir kitapçık çıkarılır, konu biter.

Sonunda Adnan Oktar’ın istediği oldu ama ufak bir farkla. Ortaya çıkan şey bir kitapçık değil yaklaşık 450 sayfalık bir kitap oldu: Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği. Aslında bu kitapta sadece Yaratılış Atlas’ı değil Adnan Oktar’ın diğer birçok kitabındaki yanlışlara değiniliyor. Bilim ve Gelecek yayınlarından çıkan bu kitapta birçok bilim insanı, Harun Yahya adıyla çıkan kitaplardaki iddialara yanıt veriyor. Kitabın arka kapağında şöyle diyor:

Elinizdeki kitap bilimin safsataya yanıtıdır: Küresel gericiliğin merkezi ABD’de üretilen ve ülkemizde Harun Yahya imzasıyla fosil sergileri ve Yaratılış Atlaslan’nda bire bir tekrarlanan yaratılışçı İddialar, dünyanın ve ülkemizin değerli bilim insanları tarafından teker teker yanıtlanıyor.

Canlılar milyonlarca yıldır değişmiyor mu? Fosiller canlıların milyonlarca yıldır değişmediğini mi gösteriyor? Türler arası geçiş biçimleri yok mu? Yeni bir türün evrimi gözlenmedi mi? Genetik araştırmalar evrim kuramını çürütüyor mu? Hücrenin nasıl oluştuğu evrim kuramı İle açıklanamıyor mu? Mutasyonlar hep zararlı mıdır? Göz evrim geçirmedi mi? Karmaşık yapıların evrimle oluşması olanaksız mı? At evrim geçirmedi mi? Termodinamiğin İkinci yasası evrim kuramıyla çelişiyor mu? Taş Devri hiç yaşanmadı mı?Tektanrılı din, tarihin İlk gününden beri var mıydı? Nuh’un gemisi buharlı gemi miydi?.. Mısırlılar elektrik mi kullanıyordu?.. Darwin, ırkçı ve Türk düşmanı mıydı?..

Bilimsel olarak hiçbir geçerliliği olmayan, ama politik bağlamı nedeniyle etkinlik alanı kazanan safsata niteliğindeki bu iddialar karşısında, Dr. Erdal Atabek, Prof. Dr. Berna Alpagut, Dr. Kenan Ateş, Dr. Andrew Berry, Prof. Dr. Jerry Coyne, Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Prof. Dr. Richard Dawkins, Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. Haluk Ertan, Prof. Dr. Sevil Gülçur, Çevirmen Feryal Halatçı, Bilim ve Gelecek Dergisi Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu, Doç. Dr. Osman Gürel, Prof. Dr. Steve Jones, Prof. Dr. Aykut Kence, Prof. Dr. Yaman Örs, Dr. Sibel Özbudun, Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy, Prof. Dr. Rennan Pekünlü, Prof. Dr. Şevket Ruacan, Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Doç. Dr. Alâeddin Şenel, Prof. Dr. A. M. Celal Şengör, Prof. Dr. Aslıhan Tolun, Prof. Dr. Cemal Yıldırım ve daha pek çok bilim İnsanı sonsözü söylüyorlar: Evrim kuramı olmadan bilim olmaz!

Adnan Oktar “…eğer bu kitap yanlışsa, anlatılanlar yanlışsa bunu anlatan bir kitapçık çıkarılır, konu biter” demişti. Sanırım bilim insanları bu çağrıya kulak verdi ve Adnan Oktar’ın istediği gibi konuyu kapattılar. Bu kitabın ortaya çıkmasında emeği geçen herkese sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Bu arada kitabı satın alabileceğiniz birkaç link vereyim: Pandora, NetKitap, KitapTürk, KitapGalerisi, KitapYurdu

Not: YouTube’a erişemeyenler, basın toplantısının videolarına aşağıdaki adreslerden ulaşabilirler.

1. bölüm: http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&pid=4766
2. bölüm: http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&pid=4767

Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği?

Adnan Oktar’ın NETcevap sitesinde, Richard Dawkins’in Yaratılış Atlası’ndaki maket böcek resimlerine ve bilgi yanlışlarına değindiği yazısına cevaben Richard Dawkins’in ve Hürriyet Gazetesi’nin Cahilliği başlıklı bir yazı yayımlanmış. Ortada bir cahillik olduğu kesin ama bunun kime ait olduğu konusunda bazı şüphelerim var. Onun için Adnan Oktar’ın cevabını ufak çaplı bir incelemeye almaya karar verdim.

Evrimi çürüten yüzlerce delilin Yaratılış Atlası ile açıkça ortaya konulmasının ardından büyük bir telaş ve panik içine giren Richard Dawkins’in düştüğü büyük cehalete Hürriyet gazetesi de ortak olmuş durumda! Sitesinde, Yaratılış Atlası’nda resmi konulmuş bulunan maketten oluşan bir böcek resmini kendince bir hata olarak nitelendiren ve bu şekilde Yaratılış Atlası’nın dünya çapındaki güçlü etkisini yine kendince örtbas etmeye çalışan Dawkins’in cahilce buluşunu Hürriyet gazetesi yine aynı yanılgı içinde büyük bir keşif zannetmiştir.

Yaratılış Atlası’nda evrimi çürüten yüzlerce delil olduğu ve bunların bilimcilerde (özellikle de Richard Dawkins’te) telaş ve panik yarattığı biraz komik bir iddia olmuş gibi geldi bana. Yaratılış Atlas’ındaki sözde deliller ancak naif, bilgisiz ve konuyla ilgili araştırma imkanı bulunmayan sıradan halkı etkileyebilecek türden. Bunların bilimcilerde telaş ve paniğe yol açtığını iddia etmek en hafif tabirle saçmalamaktır. Mesela Dr. Kevin Padian’ın konuyla ilgili sözleri durumu gayet güzel özetlemekte:

Eski bir yengeç veya başka birşeyin fosilini görünce “Bakın, tamamen normal bir yengeç gibi gözüküyor, yani evrim yoktur” diyor. Neslinin tükenmiş olması onu rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Canlıların zaman içinde nasıl değiştiğiyle ilgili bildiklerimizi anlama yetisi yok.

Evrim konusunda uzman bir bilimcinin bu kitap ve kitabın genelinde sunulan anlayışla ilgili görüşleri böyle. Size telaş ve panik varmış gibi geliyor mu?

Bunların yanında kitapta sunulan hayali, sözde, uydurma fosillerle ilgili birkaç yazının da linkini vereyim:

Sözde cevabı incelemeye devam edelim:

Yaratılış Atlası’nda yer alan maket böcek resmi, milyonlarca yıl önce fosil örneği bulunmuş olan canlının, bugün halen yaşadığını gösteren bir böcek resmidir. Bunun maket olup olmaması, hiçbir şey değiştirmez. Önemli olan milyonlarca yıl önce yaşamış olan bu böceğin günümüzde halen aynı şekilde var olması, yaşıyor olmasıdır.

Yaratılış Atlası’nda gerçek yaşayan canlılar olarak sunulan resimlerin bir çoğunda internetten bulunmuş olan süs veya balıkçılıkta yem olarak kullanılan maketlerin kullanıldığının ortaya konması Adnan Oktar’ı sinirlendirmiş gibi gözüküyor. Eğer kendileri en başında bu resimlerin bir bölümünün gerçek canlılara değil canlıların birebir kopyası olan maketlere ait olduğunu söylemiş olsaydı, kitaplarında bunu ufak bir not olarak belirtiyor olsaydı kimse bunlarla dalga geçmezdi.

Bunların maket olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmezmiş. Ne kadar çok şeyi değiştireceğini çok rahatlıkla gösterebiliriz. Okumaya devam et

Adnan Oktar’nın El Cezire Röportajı

El-Cezire kanalının Adnan Oktar ile 06.08.2007 tarihinde yaptığı röportajdan ilginç bulduğum bölümleri paylaşmak istiyorum (http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&pid=4772&cid=0):

El Cezire: Hocam sizin yazdığınız kitaplara gidelim. Şimdi sizin bir kitabınız var “Evrim Aldatmacası”. Orada şeyden bahsediyorsunuz, diyorsunuz ki… Orada hocam ırkçılığın, faşizmin ve materyalizmin ve terörün oradan kaynaklandığını, bu teoriden kaynaklandığını bahsediyorsunuz.

Adnan Oktar: Evet.

El Cezire: Şimdi hocam bunu daha çok açar mısınız? Terörle evrim teorisi arasındaki ilişkiyi daha çok açıklar mısınız bize? Okumaya devam et

Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya

[Bu yazı Richard Dawkins’in Venomous Snakes, Slippery Eels and Harun Yahya başlığıyla yayımlanmış olan yazısının Kutluhan Çelik tarafından yapılmış çevirisidir. Bu çeviri orijinal olarak Richard Dawkins’in sitesinde yayımlanmıştır.]

2006 yılında, Müslüman Türk apolojist Harun Yahya tarafından yazılmış, Atlas of Creation isimli kitabı, sipariş vermemiş olmasına rağmen, tamamen ücretsiz olarak posta kutusunda bulan dünya çapında onbinlerce bilim adamından biri oldum. Onbir dilde yayımlanan kitabın tezi, evrimin yalan olduğu. Ana “kanıt”, her biri günümüzdeki karşılıkları eşliğinde sayfa sayfa sunulmuş, fosilin zamanından beri hiç değişmediği söylenen hayvan fosillerinin güzel fotoğraflarından oluşuyor. Kitap büyük, 700 sayfadan fazla, renkli, kuşe kağida basılı, gösteriş yapmak için kahve masası üzerine koyulacak cinsten. Böyle bir kitabı üretmenin maliyeti fazlasıyla yüksek olsa gerek, ve insan kendini bunun bunca dilde ve bu kadar fazla nüsha halinde üretimi ve dağıtımı için harcanan paranın nereden geldiğini merak etmeden edemiyor.

Kitabın bütün anafikrinin günümüz hayvanlarıyla fosilleşmiş karşılıklarının güya benzerliği üzerine dayandığı düşünüldüğünde, kitabı rasgele karıştırırken 468. sayfanın, biri günümüz, biri de fosilleşmiş “yılanbalığı”na ayrıldığını görmek beni eğlendirdi. Resmin açıklaması diyor ki:

Yazının devamı ->>

Yaratılış Atlası masalları

Harun Yahya ekibinin yeni bir masalıyla tekrar karşınızdayım. Terör Suçu İşleyenler Aslında Darwinisttir başlıklı bir haber yapmışlar bu sefer. Masal şöyle başlıyor:

ABD’deki en iyi küçük, günlük gazete olarak tanınan Walla Walla Union Bulletin gazetesi, 16 Eylül 2007 tarihinde Yaratılış Atlası ile ilgili bir makaleye yer verdi. Gazetenin yayıncısı Larry Duthie tarafından kaleme alınan makalede, Atlas‘tan şu ifadelerle bahsedildi:

Devamında yazıdan bölümlere yer veriliyor. Burada bahsi geçen makalenin aslına buradan ulaşabilirsiniz. Masaldaki bazı hatalı çevirilere ve gerçek olayın anlatılmayan kısımlarına kısaca değineceğim. Masalda şöyle deniliyor:

… Bu kitabın adı Yaradılış Atlası. Kitabı gözden geçirdim… [kitabın] bu olağandışılığının beni büyülediğini söyleyebilirim.

Yazının aslında ise olağandışılık olarak aktarılan kısımda “weirdness” kelimesi kullanılmış yani gariplik, tuhaflık. Ayrıca üç nokta ile geçilen bölümde “baskısı ve cildi iyi olmasına rağmen size diğer kitabı – büyük olanı öneremem” diyor. Burada yazar yazısında iki kitap hakkında konuşuyor. Okurlarına önerdiği ve ilk tanıttığı kitap Luis Alberto Urrea’nın Devil’s Highway isimli kitabı. Sıra Harun Yahya’nın Yaratılış Atlasına gelince bu kitabı okurlarına önermediğini söylüyor ve zaten yazının devamında da neden önermediğini açıklıyor. Ama nasıl oluyorsa Harun Yahya ekibi bu yazıyı kendileri için önemli bir başarıymış gibi göstermeye çalışıyor. Masal şöyle devam ediyor:

800 sayfanın büyük kısmı fosil fotoğraflarından oluşuyor ve bu şekliyle sergilenmek üzere sehpalarda sürekli tutulacak bir kitap kalitesinde üretilmiş. Fotoğraflar enstantane ve renkler çok güzel bir biçimde ayarlanmış…

Bu seferki üç noktalı yerde ise yazar “ama burası dengenin bittiği yer” diyor. Yani “resim ve renkler çok dengeli ama denge burada bitiyor” diyor. Masalımıza devam ediyoruz:

566’ncı sayfada örneğin günümüz mayıs sineği larvası ile bir böcek fosilinin fotoğrafını yan yana konmuş… Başlıkta diyor ki 156 ila 150 milyon yıl arasında, Son Jurasik Çağda bulunan bir fosil. “Bugün yaşayan mayıs sineği larvaları ile 156 ilâ 150 milyon yıl yaşındakiler aynı. Bu bize evrimin bir senaryo olduğunu ve bilime dayalı olmadığını gösteriyor.” diyor yazar.

Burada üç nokta olan yerde ise “aynı değiller ama benzerler” diyor yazar. Yani aslında Harun Yahya’nın temel argümanının aslında yanlış olduğunu söylüyor. Haliyle aradaki bu cümleyi almamışlar. Masala devam:

Bu kitabın bir dindar tarafından yazılmış olduğu açıkça görülüyor ve gerçekten de öyle. Harun dindar bir Müslümandır.

Burada ise yazar “fundementalist” kelimesini kullanmış yani köktendinci (veya köktenci). Yani yazar Harun Yahya’yı dindar bir müslüman olarak değil köktendinci bir müslüman olarak nitelendiriyor. Masal böyle sürüp gidiyor. Hoş gözükmeyecek bölümler alınmıyor ve sanki kitap ve Harun Yahya hakkında güzel şeyler yazılmış gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Bu arada yazının devamında yazar şöyle diyor:

Karmaşık konulardaki tüm bakış açılarını inceleyen Devil’s Highway’in aksine Yaratılış Atlası dengeyi sağlayabilecek her veriyi görmezden geliyor. Örneğin kitapta tek bir dinozor fosili fotoğrafı yok.

Görüldüğü gibi aslında bu yazı bir eleştiri yazısı hem de olumsuz bir eleştiri yazısı. Ama Harun Yahya ekibi bu yazıyı alıp kesip biçerek bir şekilde kendileri adına olumlu birşeymiş gibi sunuyorlar.

Belki yaptıkları şeyden utanırlar ve buna bir son verirler diye bu yazıları yazıyorum. Ama anlaşılan bundan rahatsız olmuyorlar. Belki de “ne de olsa dava açıp bir şekilde siteye erişimi engelletiyoruz” diyerek bunu önemsemiyorlardır. Kim bilir…

Yaratılış Atlası’nın dünyadaki ‘Etkileri’

Geçenlerde Etkiler adlı Harun Yahya haberleri yapan bir blog ile karşılaştım. Bu blogdaki New York Times’da Harun Yahya başlıklı yazıda, The New York Times’da Yaratılış Atlası kitabının dünya çapında çeşitli kurumlara ve kişilere gönderilmesiyle ilgili haberden bahsediliyor. Haberden alıntılar yapılarak Harun Yahya’nın ne kadar büyük birşey başardığı izlenimi verilmeye çalışılıyor. Ama nedense orijinal haberdeki bazı önemli bölümler es geçilmiş. Ben de size onları aktarmak istiyorum. İşte NYT’daki makalede olan ama Etkiler’deki yazıda belirtilmeyen kısımlar:

Birleşik Devletlerde henüz benzer tepkiler ortaya çıkmıyor. Diğer meslektaşları gibi posta kutusunda bu kitabı bulan Berkeley Üniversitesi’den evrimsel biyolog Kevin Padian “Biz ülkemizde buna benzer saçmalıklara alışığız” diyor.

Kitabı alanların “yalnızca boyutları ve üretim değerleri karşısında hayret ettiklerini ve içinin zırvalarla dolu olması karşısında da aynı derecede şaşırdıklarını” söylüyor.

Dr. Padian “Eski bir yengeç veya başka birşeyin fosilini görünce ‘Bakın, tamamen normal bir yengeç gibi gözüküyor, yani evrim yoktur’ diyor. “Neslinin tükenmiş olması onu rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Canlıların zaman içinde nasıl değiştiğiyle ilgili bildiklerimizi anlama yetisi yok.”

Bunlar Kevin Padian’ın söyledikleriyle ilgili olup Etkiler’de nedense yer almayan bölümlerdi. Bir de Kenneth R. Miller’ın söylediği ama yine nedense Etkiler’deki yazıda yer almayan bölüme bakalım:

Eline kitap ulaşanlar kitabın içeriğinden etkilenmeseler de kitabın görünen maddi değeri karşısında şaşkınlığa uğradılar. Klasik biyoloji ders kitabı yazarlarından Dr. Miller, “Bir kitapçıya gidip böyle bir kitapla karşılaşırsanız, o kitap en az 100$ olacaktır.” dedi. “Yalnızca üretim maliyetleri bile astronomik. Milyonlarca dolardan bahsediyoruz.”

İşte durum böyle. Yaratılış Atlası kitabının içeriğinin tüm dünyada bilim adamları arasında önemli etkiler yaptığı yönünde yürütülen propagandanın sonu gelmiştir. NYT’deki bu haberde açıkça görüldüğü gibi bilim adamları kitabın içeriğinden değil, kitabın parasal değerinden etkilenmiş durumdalar. Üretim maliyeti bu kadar yüksek olan bir kitabın nasıl olup da bedava dağıtıldığını çözmeye çalışıyorlar. Bu maddi kaynağın nereden geldiği onlar için çok daha önemli. Ayrıca şaşkınlık içinde oldukları bir diğer nokta ise böyle pahalı bir kitabın içinin nasıl olup da bu kadar safsata ile doldurulduğu.

Güncelleme: Bu arada yeni fark ettim de bu haberin aynısı Harun Yahya’nın kendi sitesinde de varmış. Linki tıklayıp siteye girerseniz benim yukarda aktarmış olduğum kısımların 3 nokta (…) koyularak es geçildiğini ve okurlara aktarılmadığını görürsünüz.