Sahte fosil komedisi sürüyor…

sahtefosil1İlk olarak Zaman’daki habere bakalım:

Bekirpaşa Belediye Başkanı Abdullah Köktürk, belediye ile Doğa ve İnsan Sağlığı Derneği işbirliğinde Bekirpaşa Sanat Merkezi’nde açılan sergiyle ilgili yaptığı açıklamada; dünyanın değişik yerlerinden elde edilen fosillerin sergilendiğini söyledi. Özellikle elektron mikroskobu ve DNA’nın keşfiyle her canlının ne kadar kompleks yapılar olduğunun anlaşıldığını kaydeden Köktürk, yüz milyon adedin üzerindeki fosillerin, her canlı türünün harika yapılara sahip olduğunu ispatladığını belirtti. Sergi hakkında bilgi veren biyolog Onur Yıldız da, dünyanın her yerinden elde edilmiş fosillerin, milyarlarca yıl geçmesine rağmen hiçbir değişime uğramadığını, bir türün başka bir türe dönüşüm göstermediğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu çalışmayı gönüllüler olarak düzenlediklerini söyleyen Yıldız, “İzmit’teki tüm ilk ve ortaöğretim okullarını sergiye davet ettik. Evrim Teorisi’nin bu fosillerle birlikte aslının olmadığı tekrar görülmekte. Özellikle öğrencilerin gerçekleri daha yakından öğrenebilmesi için müzeye gelip gezmelerini istiyoruz.” dedi. Kocaeli, Cihan

İki yıl önce Time dergisinde çıkan insan evrimiyle ilgili olan ve açıkça evrimi destekleyen bir makaleyi akıl almaz bir şekilde çarpıtarak, Bilim adamlarından evrime büyük darbe başlığıyla sunan ve makalede yazılanlarla hiç ilgisi olmayan, tamamen uydurma şeyleri sanki o makalede geçiyormuş ve bilim adamlarının gerçek düşünceleriymiş gibi aktaran (AnHedonik’in bu konuyla ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz) bu garip gazete şimdi de yukardaki haberde gördüğünüz gibi malum grubun sahte fosil sergilerini haber yapıyor ve biyolog olduğu iddia edilen birisinin zırvalarına yer veriyor.

Muhteşem biyologumuz Onur Yıldız ne diyor bakın. “Milyarlarca” yıl geçmesine rağmen hiçbir değişikliğe uğramamış fosiller varmış. Yani milyonları geçtik artık. Adamlar işi baya büyütmüş görmeyeli. Bilim insanlarının bulamadığı milyarlarca yıllık fosilleri bulup sergiliyorlar. Üstüne üstlük adamlar fosilleri inceleyip hangi türe ait olduğunu, bugün yaşan bir türle birebir benzer olup olmadığını şıp diye anlayabiliyorlar. Cahillik olduğu kesin ama kimin cahilliği? ve Zehirli Yılanlar, Kaygan Yılanbalıkları ve Harun Yahya başlıklı yazılara bakarsanız bu adamların daha en temel bilgilerden yoksun, ne yaptığını bilmeyen, ahkam kestikleri konularda akıl almaz derecede bilgisiz kişiler olduğunu görürsünüz. Kitapları baştan sona yanlışlarla dolu adamların bu tip büyük laflar ederek insanların zihnini bulandırması ve bilimin gerçeklerini çarpıtarak onları kandırması gerçekten çok üzücü. Ama daha da üzücü olan bilimsel, eleştirel ve şüpheci düşünceyle uzaktan yakından ilgisi olmayan o kadar çok insan var ki bilgisiz oldukları konularda bu tip aldatmacalara kanmamaları gerçekten çok zor.

Zaman’daki haberde göremedim ama aynı sergiyi haber yapan diğer gazetelerde sergide 79 milyon yıllık bir Asya aslanı kafatası bulunduğu söyleniyordu. Bu nedense bana daha önce üzerine yazmış olduğum, Yaratılış Atlası’ndaki 89 milyon yıllı olduğu iddia edilen leopar kafatasını hatırlattı. Orada yazdıklarımı direk aktarmayı yeterli görüyorum çünkü sözde leopar fosili için yazdıklarım, bu fosilin de neden uydurma ve hayali olduğunu gayet net bir şekilde gösteriyor:

En eski leopar fosilleri yaklaşık 3.8 milyon yıl öncesine dayanır. Aslan, kaplan, leopar ve jaguarları da içine alan Panthera cinsinin yaklaşık 6 milyon yıl önce birbirinden ayrışmaya başladığı düşünülmektedir. Yani bu tarihten öncesi için aslan, kaplan, leopar ve jaguar türlerinden bahsetmek mümkün değildir.

Günümüzde yaşayan tüm kedigillerin (ev kedisi ve büyük kediler dahil) ortak atalarının yaklaşık 11 milyon yıl önceye dayandığı canlıların DNA’ları üzerinde yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır (1). Ama işin içine soyu tükenmiş tarihi kedigiller de katıldığında bu tarih daha da eskilere gider. 30-20 milyon yıl önce yaşamış olan Proailurus kedigillerin bilinen en eski ortak atası olarak kabul edilmetedir (2). Proailurus’u, 20-10 milyon yıl önce yaşamış olan Pseudaelurus takip etmiştir(2). Pseudaelurus kedigillerin bilinen en yakın ortak atasıdır.

Görüldüğü gibi 89 milyon yıllık leopar fosili bilimsel bulgularla ve verilerle tamamen çelişmektedir. Ortada böyle bir fosil yoktur. Bu tamamen hayal ürünü ve uydurma bir fosildir.

89 milyon yıllık bie leopar kafatası olmadığı gibi 79 milyon yıllık bir Asya aslanı kafatası da yoktur. Peki bu sergilerde gösterilen şeyler nerden çıkıyor diye sorabilirsiniz. Daha doğrusu burada sorulması gereken soru bu. Bu tip sergilerde sergiledikleri şeyler ne? Cevabı çok basit aslında. Hani şu her türlü elektronik aletin kopyasını yapan Çinliler var ya işte bu sahte fosil endüstrisinin ardında da bu uzak doğulu kopyacılar bulunuyor. Buna  biraz şaşırmış olabilirsiniz ama bu konuyla ilgili olarak daha önce yazmış olduğum Fosil dolandırıcılığı ve sahte fosiller başlıklı yazımı okumanız sizin için aydınlatıcı olacaktır.

Buradan Adnan Oktar’a veya bu fosillerin ardında her kim varsa, bu fosillerin gerçek olduğunu her kim savunuyorsa ona meydan okuyorum. Hodri meydan. 89 milyon yıllık leopar kafatası ve 79 milyon yıllık Asya aslanı kafatasının gerçek fosiller olduğunu kanıtlamaya davet ediyorum. Türkiye’de veya başka bir ülkedeki bir üniversitenin ilgili bölümüne giderek bu fosilleri inceletebilirsiniz. Böylece bunların gerçekten fosil mi yoksa birileri tarafından imal edilmiş sahte şeyler mi olduğu ve eğer gerçekten fosilse kaç milyon yıllık olduklarını bilimsel olarak belgelemiş olursunuz. Tabi buna gerek yok elimizde bu fosili bulan araştırma grubunun bilimsel raporu veya fosille ilgili teknik detayları içeren çalışması var da diyebilirsiniz. Böyle birşey varsa onu da görmekten çok memnun olurum. Ama bunların hiçbirini yapamıyorsanız ve bu fosillerin gerçek olduğunu ve iddia ettiğiniz yaşta olduğunu söylemeye devam ediyorsanız insanların bu durumdan çıkaracağı mesajın ne olduğunu tahmin edebileceğinizi düşünüyorum. Top sizde. Bakalım ne yapacaksınız. Bloguma erişimin engellenmesini sağlamaya çalışmaktan başka ne yapabileceksiniz diye merak ediyorum. İzleyip görelim.

Reklamlar

Fosil dolandırıcılığı ve sahte fosiller

Paleo Direct isimli fosil satış sitesinde fosil dolandırıcılığı ve sahte fosillerle ilgili çok ilginç bir bölüme rastlandım. Sahte fosillerin ticari fosil piyasasında ne kadar büyük bir sorun haline geldiğinden bahsediyorlar. Fosil satın alacak olanlara gerçekten tecrübeli ve bilgili aracıların tavsiyesiyle fosil almalarını öğütlüyorlar. Ayrıca sitelerinde yapılan en yaygın sahtekârlıklardan da bahsediyorlar. Özellikle Çin’den gelen fosiller konusunda herkesi uyarıyorlar. Sadece Çin’den gelen sahte fosillerle ilgili ayrı bir bölüm bile yapmışlar. Çinlilerin kullandıkları metodlardan da bahsediliyor bu bölümde. Merkezden uzak köylerde bu iş adeta bir endüstri haline gelmiş Çin’de. Fakir köylüler için sağlam bir gelir kaynağı olmuş. Normalde Çin kanunlarına göre çıkarılan fosillerin Çin dışına çıkarılması yasak. Bu sebeple bu fosiller kara borsada satılıyor ve Çinliler bu işten oldukça iyi para kazanıyorlar.

1999 yılında bazı bilim adamları ve National Geographic dergisi yetkilileri de Çin’den gelen Archaeoraptor ismi verilen sahte fosille kandırılmışlardı (Nature ve Science dergileri aynı makaleyi yayımlamayı reddetmişlerdi). Hal böyle iken sıradan insanların veya koleksiyoncuların bu sahte fosillere aldanmaları çok doğal.

Yine aynı sitede modern memeli kafataslarının fosilmiş gibi satıldığıyla ilgili bir bölüm var. Genelde 10.000 yıldan daha az yaşta olan (bu nedenle fosil sayılmayan) modern memeli kafataslarının bazı metodlarla daha eskiymiş gibi gösterilerek insanların kandırıldığını söylüyorlar.

Ayrıca New Scientist dergisinin Şubat 2000 sayısında Çin’den gelen sahte fosillerle ilgili bir makale (F is for Fake) bile yazıldığını belirtmişler. Bu makalede ünlü bir paleontolog olan Larry Martin’in Çin’de bulunduğu söylenen fosillerle ilgili şu sözlerine yer veriliyor: “…şu anda X-ray’de görene kadar hiçbir fosile güvenmiyorum!”. Bu sözler durumun ne kadar vahim olduğunu göstermesi açısından oldukça önemli.

Sahte fosiller ortalıkta kol gezerken Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası kitabından bahsetmeden geçmek yanlış olur. Bu kitaptaki kara memelilerine ait fosillerin neredeyse tamamı sadece kafatasından oluşuyor ve her ne hikmetse neredeyse tamamı Çin’den (buraya ve buraya bakınız). 80-90 milyon yıllık kaplan, leopar, kurt, sırtlan, ayı vb. kafatasları sunuluyor ve bunlar evrimin olmadığının kanıtı olarak gösterilmeye çalışıyor. Bu noktada insanın aklına acaba yukarda anlattığım sahte fosil endüstrisi ile Yaratılış Atlası’ndaki fosiller arasında bir bağlantı varmıdır sorusu geliyor. Sizce var mıdır?