Harun Yahya’nın böcekleri

Harun Yahya’nın canlıları sınıflandırması Aristoteles döneminden kalma. Harun Yahya için bilimsel sınıflandırma metotlarının hiçbir önemi yok. Öte yandan Atlaslarda kaba hatalar ve çarpıtmalar da var. Böcek dedikleri böcek değil. Familyalar birbirine karıştırılmış. Hayat döngülerinde pupa aşaması olmayan canlıların pupalarından söz ediliyor. İşte bu tür örneklerden bir demet.

B. Mehmet Özer

Canlıların sınıflandırılmasına dair en eski çalışma, Yunanlı filozof Aristoteles tarafından yapılmıştır. Aristoteles, günümüzden yaklaşık 2300 yıl önce yaptığı sınıflandırmada canlıları yaşam ortamlarına göre (havada, karada ve suda yaşayanlar) gruplandırmıştır. O gün için bu sınıflandırma, ilerici bir özellik taşıyordu. Canlıları “benzer” özelliklerine göre sınıflandırarak onları daha sistemli bir şekilde incelemeyi amaçlıyorlardı.

Aristoteles’ten sonra da birçok filozof ya da doğa bilimci canlıları sınıflandırdı. Bu sınıflandırmalarda canlıların çeşitli “benzerlikleri”nden yararlandılar. Kimi yaşam alanlarına, kimi beslenme özelliklerine, kimi de biçimsel (morfolojik) özelliklerine göre sınıflandırdı canlıları. Ancak modern sınıflandırma, biraz önce söz ettiğimiz “görünen” niteliklerin ötesinde gen dizilimleri gibi “görünmeyen” nitelikleri kullanmaktadır. Çünkü yaşam alanları ve beslenme özellikleri bir yana morfolojik özellikler dahi canlıların sınıflandırılmasında yanıltıcı olabilir. Örneğin, bazı canlılarda erkeklerle dişiler arasında morfolojik olarak o kadar büyük fark vardır ki bu canlıların erkek ve dişileri uzun süre biyologlar tarafından farklı türler zannedilmişlerdir. Diğer yandan, sibling (kardeş) türler birbirlerine morfolojik olarak oldukça benzemelerine rağmen farklı türlerdir.

Yaratılış Atlası’nın sistematiği

Bu kısa girişten sonra, Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası’ndaki sınıflandırmaya bakalım isterseniz. İki ciltten oluşan bu atlas büyük ölçüde (neredeyse tamamen) fosil ve o fosillerin aynısı olduğu iddia edilen yaşayan canlıların fotoğraflarından oluşuyor. Atlas’ın ilk ciddinde fosiller, dünya üzerinde bulundukları iddia edilen bölgelere göre gruplandırılmış. İkinci ciltte ise fosiller, “kara hayvanlarına”, “deniz canlılarına”, “kuşlara”, “bitkilere” ve “böceklere” ait olmak üzere beş grupta toplanmış. Şimdi bu grupları biraz daha yakından inceleyelim:

Yazının devamı ->>

Apandis, kuyruk sokumu kemiği ve körelmiş organlar

Evrim karşıtlarının sıklıkla üzerinde çarpıtma yaptığı bir konu da körelmiş organlardır. Bakın Harun Yahya, darwinizminsonu.com sitesinde bu konu hakkında neler söylüyor:

Evrim literatüründe uzunca bir süre yer alan, ama geçersizliği anlaşıldıktan sonra sessiz sedasız bir kenara bırakılan iddialardan biri, “körelmiş organlar” kavramıdır. Ancak bir kısım yerli evrimciler, “körelmiş organlar”ı hala evrimin büyük bir delili sanmakta ve öyle göstermeye çalışmaktadırlar.Körelmiş organlar iddiası bundan bir asır kadar önce ortaya atılmıştı. İddiaya göre, canlıların bedenlerinde atalarından kendilerine miras kalmış, ancak kullanılmadıkları için zamanla körelmiş işlevsiz organlar yer alıyordu.

Bu kesinlikle bilimsel bir iddia değildi, çünkü bilgi eksikliğine dayanıyordu. “İşlevsiz organlar”, aslında “işlevi tespit edilememiş” organlardı.

Körelmiş organların ortak atadan türemeye delil oluşturduğu iddiasının “sessiz sedasız bir kenara bırakıldığı” ve bunu sadece “bir kısım yerli evrimcinin” savunmakta olduğu tamamen haya ürünü, uydurma bir iddiadır.

Bu konudaki en büyük çarpıtma aslında körelmiş organların işlevsiz organ diye sunulması ve bunların işlevi olmaması gerektiği şeklinde anlatılması. Bu kesinlikle doğru değildir. Körelmiş organ demek işlevsiz organ demek değildir. Bundan 150 yıl önce Darwin bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yazının devamı ->>

Ernst Haeckel’in embriyo çizimleri üzerine Yaratılışçı çarpıtmalar

Prof. Dr. Haluk Ertan’ın Bilim ve Gelecek dergisinden yayımlanan Ernst Haeckel’in embriyo çizimleri üzerine Yaratılışçı çarpıtmalar başlıklı makalesine Evrim Teorisi sitesinden ulaşabilirsiniz. Makale şöyle başlıyor:

Bir grup bilimci, bilgi birikimine katkı sağlamak için emek sarf ediyor ve birtakım bulgular ortaya koyuyor. Fakat bu sonuçlar, bilgi üretmeyen, bilim asalağı durumundaki Yaratılışçılar tarafından, Darwin ve Evrim Kuramını karalamak için sömürülüyor. Araştırmacılar sonunda, bilim dünyasında görmeye pek alışık olmadığımız bir şekilde, çalışmalarının Yaratılışçılar tarafından çarpıtıldığını, Ernst Haeckel’in kimi çalışmalarının bilimsel gerçeklere uymasa da, konuya genel bakışının doğru olduğunu ve embriyoloji biliminin Darwin’in çalışmaları ve Evrim Kuramıyla tam bir uyum içinde bulunduğunu dünyaya duyurmak zorunda kalıyor.

Yazının devamı ->>

Harun Yahya’nın hayali fosilleri – 1

Heralde aranızda Harun Yahya’nın Yaratılış Atlası kitabını duymayan yoktur. Hani şu Avrupa ve Amerika’da okullara ve bilim adamlarına bedava olarak gönderilen yaklaşık 6 kg ağırlığındaki kitap. Hani şu bilim adamlarının çok etkilendiği ve Harun Yahya’ya göre okuyan herkesin evrim teorisinin yanlış olduğunu kabul ettiği kitap.

Bu kitaba HY’nin internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Kitabı incelerseniz göreceğiniz şey şudur: HY bir fosil resminin yanına bugün varolan bir canlının resmini koyar. Resmin altına fosilin bulunduğu yeri ve tahmini yaşını yazar. (Fosille ilgili hiçbir katalog bilgisi yoktur. Yani fosille ilgili herhangi bir araşırma yapma olanağınız yok. Fosillerde en önemli belirleyici unsur fosilin katalog numarası veya fosile verilen özel isimdir. Fosiller bu etiketleri ile tanımlanır. Ama HY kitabındaki yüzlerce fosilin hiçbir için böyle bu bilgiyi vermiyor. Sanırım kimsenin bunların peşine düşüp araştırmasını istemiyor. Bunu söylediklerin doğru mu yanlış mı olduğunun araştırılmaması veya araştırılmasının mümkün olduğunca zorlaşması için yaptığı çok açık.) Daha sonra bunların altında da bu fosil ile resimdeki canlının tamamen aynı olduğunu, hiç değişmemiş olduğunu, evrimcilerin söylediklerinin yalan olduğunu söyler ve bu sebeple evrimin olmadığını iddia eder. İşte bu şekilde bütün kitap boyunca aynı hikayeyi dinliyoruz HY’dan.

Kitabı incelerken fosillerden bir tanesi gözüme çarptı. 148 ve 149. sayfalarda 89 milyon yıllık bir leopar kafatası olduğu iddia edilen bir fosil var.


(Büyütmek için resme tıklayın.)

Bu tamamen hayal ürünü bir fosildir. Ortada katalog numarası, fosil adı veya bu buluşla ilgili bilgi veren herhangi bir referans olmadığı için bu resimdeki fosilin gerçekte ne olduğunu malesef araştıramıyoruz. Ama emin olduğumuz birşey var. Eğer bu gerçekten bir leopar fosili ise HY’nın verdiği 89 milyon tamamen uydurmadır. En eski leopar fosilleri yaklaşık 3.8 milyon yıl öncesine dayanır. Aslan, kaplan, leopar ve jaguarları da içine alan Panthera cinsinin yaklaşık 6 milyon yıl önce birbirinden ayrışmaya başladığı düşünülmektedir. Yani bu tarihten öncesi için aslan, kaplan, leopar ve jaguar türlerinden bahsetmek mümkün değildir.

Günümüzde yaşayan tüm kedigillerin (ev kedisi ve büyük kediler dahil) ortak atalarının yaklaşık 11 milyon yıl önceye dayandığı canlıların DNA’ları üzerinde yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır (1). Ama işin içine soyu tükenmiş tarihi kedigiller de katıldığında bu tarih daha da eskilere gider. 30-20 milyon yıl önce yaşamış olan Proailurus kedigillerin bilinen en eski ortak atası olarak kabul edilmetedir (2). Proailurus’u, 20-10 milyon yıl önce yaşamış olan Pseudaelurus takip etmiştir(2). Pseudaelurus kedigillerin bilinen en yakın ortak atasıdır.

Görüldüğü gibi 89 milyon yıllık leopar fosili bilimsel bulgularla ve verilerle tamamen çelişmektedir. Ortada böyle bir fosil yoktur. Bu tamamen hayal ürünü ve uydurma bir fosildir.

Bu kitap incelendikçe daha çok fazla bu tür hayali fosil bulunacağına eminim. Ama bununla kim uğraşır veya uğraşmak ister bilmiyorum.

Referanslar:
1. W.E. Johnson et al.: The Late Miocene radiation of Modern Felidae: A genetic assessment. Science 6 January 2006: Vol. 311. no. 5757, pp. 73 – 77
2. Rothwell, T. 2003. Phylogenetic systematics of North American Pseudaelurus (Carnivora, Felidae). American Museum Novitates No. 3403, 64pp.

Adnan Oktar’ın basın toplantısından kesitler

Adnan Oktar’in Avrupa basını için yaptığı basın toplantısının videolarını YouTube’da izliyorum. Basın toplantısında öyle şeyler söylenmiş ki bunları herkesin öğrenmesi lazım. Bunlar gizli kalmamalı. Oldukça uzun bir basın toplantısı olmuş. Ben de izledikçe önemli yerleri sizlere aktaracağım. Parantez içinde olan kalın ve italikli yazılar benim yorumlarımdır:

Akademik eğitim, fosiller ve kitapları hakkındaki düşünceleri

BM: Şimdi benim bildiğim kadarıyla bilimsel anlamda herhangi bir yüksek eğitiminiz yok. Teorinizi nasıl bilimsel olarak adlandırıyorsunuz?

AO: Hayatı anlamak için akademik eğitime gerek yoktur. Evrimin olmadığını anlamak için de akademik eğitime gerek yoktur.

Biz buraya binlerce fosili getirip serelim. Ortaokul çocuklarını getirelim. “Çocuklar milyonlarca yıl önceki fosilleri görüyorsunuz şu anda. Ama şu anki canlılarla hiç farkı yok.” desek çocukların akademik eğitim görmesine gerek kalır mı burda? Değişmediği açık belli.

( Peki Adnan Oktar sizce milyonlarca yıllık bir fosilin bugünkü bir canlı ile tamamen aynı olduğunu nasıl anlıyor? Fosili bulan ve incelemeler yapan bilim adamlarının bilimsel makalelerinden mi bu sonuçlara varıyor? Elbette hayır. Adnan Oktar’ın bu sonuca varması için yapması gereken tek şey fosile söyle bir bakmak. Bu kadar, başka bir şeye gerek yok. Sonuca ulaşmak için fosile belki de sadece fosilin resmine kısa bir bakış atması yeterli. Ne gerek var fosili bilimsel olarak incelemeye. Kolayı var. “Şimdikiyle aynı, hiç değişmemiş” der geçerim. Kim nerden bilecek ne olduğu?)

Dünya insanlığını darwinistler oyuna getirmiştir… Darwinizm son derece kolaydır anlaşılması. Delilleri son derece açıktır. Darwinizmin olmadığı, evrimin olmadığı da son derece açıktır.

(Doğrudur, anlaşılması da kolaydır, delilleri de açıktır. Ama nedense hala o delilleri görmezden gelip evrimin doğruluğunu kabul etmemek için uğraşanlar var.

Asıl bomba burda geliyor. Aman koltuklarınızdan düşmeyin, sıkı tutunun.)

Mesela benim bu kitabımı okuyup da etkilenmeyen ve evrimin yanlış olduğunu kabul etmeyen bir insan benim tahminim yoktur. Meydana gelen paniğin nedeni de budur. Ama darwinizmi öyle bir kavramış öyle bir yok etmiştir ki kitap inkarı mümkün olmayacak derecede açıktır. O yüzden bu kadar etki meydana getirdi.

(Anlaşılan bundan sonra insanları ikiye ayıracağız. (1) Adnan Oktar’ın Yaratılış Atlas’ını okumayıp hala evrimi kabul edenler ve (2) Yaratılış Atlas’ını okuyarak evrimin yanlış olduğunu görenler. Burda bize düşen de Adnan Oktar’a insanlığa yaptığı bu muhteşem katkıdan dolayı şükranlarımızı sunmaktır.

Şaka bir yana, sanırım Adnan Oktar kitaplarında yazanların bilimsel gerçekler ve doğrular olduğuna kendini bile inandırmış gibi gözüküyor.)

Şimdilik bu kadar. Videoyu izlemeye devam ettikçe önemli bölümleri aktarmayı sürdüreceğim. (11.06.2007 00:11)

Okumaya devam et

Kadir Çelik’in Adnan Oktar röportajından kesitler

Kadir Çelik’in Adnan Oktar ile yaptığı röportajdan bazı bölümler. Parantez içinde olan (DV ile başlayan) kalın ve italikli yazılar benim yorumlarımdır:

Kadir Çelik: Adnan bey nasıl geçinirsiniz efendim siz? Yani geliriniz nedir? Ticaret mi yaparsınız, yoksa babadan kalma bir servetiniz var da onu mu harcarsınız?

Adnan Oktar: Tabiki bir ticari ufak tefek çalışmalarım oluyor arkadaşlarımla o tarzda bir çalışmam var eskiden beri. Ama ben öyle bir müsrif bir insan değilim, yani öyle dışarıda hayatı olan, bol bol para harcayan falan bir insan değilim. Ama kendime yetecek kadar bir ticari faaliyetim oluyor.

Kadir Çelik: Yoksa sorunun aslında nereye geleceğini herhalde biliyordunuz, yoksa o zengin aile çocuklarının varlıkları mı akıtılıyor? Çünkü bu da iddialar arasında.

(Yok canım daha neler? Kadir bey nerden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri? Hiç öyle şey olur mu? Adnan bey çok mütevazı bir yaşam sürüyor. Ne parası ne servet akıtılmasından bahsediyorsunuz?)

Adnan Oktar: Ama ben çok sakin yaşayan bir insanım yani öyle bir şeyi harcayacak ortamım yok benim. Yani gazinoya gitmem, eğlenmeye gitmem, yani gidenler de olabilir tabikide. Fakat o parayı harcayacak benim bir ortamım olmuyor. Öyle bir iddianın olması için onu harcayacak bir yer olması lazım.

(Ne yani para akıtılıyor da ben harcayacak yer bulamıyorum mu demek istiyorsunuz Adnan bey? Yok yok. Heralde öyle demek istemediniz. Ufak bir yanlış anlaşılma oldu.)

Kadir Çelik: Yaşadığınız alanlar çok lüks alanlar, mekanlar…

Adnan Oktar: Örnek?

Kadir Çelik: Kandilli’deki, Rasathane’nin altındaki yer, mesela Silivri’de bir çiftlik vardı, dehşetti. Çok ağdalı döşenmiş, Versace koltuklar var, pek çok tarihi eser var, yani orası bir köşk olmaktan öte, bir kaşane havasında.

Adnan Oktar: Kandilli’deki eve çok nadir olarak misafir olarak gittim. Silivri’deki çiftliğe hiç gitmedim. Bir kere dahi gitmedim.

(Gerçekten mi? Helal olsun size Adnan bey. Yani bu lüks mekanlar elinizin altında ama hiç kullanmıyorsunuz bile. Takdire şayan bir davranış.)

Kadir Çelik: Efendim herhalde Gültepe’de bir gecekonduda yaşamıyorsunuz.

(Yok artık, daha neler Kadir bey. O kadar da değildir heralde. Baksanıza Adnan beyin kendine yetecek kadar bir ticari faaliyeti varmış. Gecekonduda ne işi olsun? Sizi ciddiyete davet ediyorum.)

Adnan Oktar: Doğru ama denilen mekanlar doğru değil. Kaldığım yerler var tabiki ama orası değil.

Kadir Çelik: Orası değil?

Adnan Oktar: Değil.

Kadir Çelik: Oraları mütevazi döşenmiş alanlar mıdır?

Adnan Oktar: Mütevazi derken temiz güzel bakımlı yerler tabi ki.

Devam ediyoruz:

Okumaya devam et

Evrim karşıtları bunu nasıl açıklar?

İlk önce kısa bir bilgilendirme yazısının ardından sorumu soracağım.

Şempanzelerde 2A ve 2B isimli iki kromozom vardır. Şempanze genomu üzerinde yapılan araştırmalar genetik bilgi olarak bu iki kromozomun, 2 numaralı insan kromozomuyla büyük ölçüde benzer olduğunu göstermektedir. Yani insanlar ve şempanzelerin ortak atasında bulunan kromozomlar şempanzelerde değişikliğe uğramamışken insanlarda iki kromozomun birleşmesi sonucu bir çift kromozom azalmıştır (1). 2A ve 2B’nin birleşmesi sonucu gen kaybı olmamıştır sadece insanlarda bu birleşme noktasına denk gelen bölümde şempanzelerde olmayan ufak (toplam 237.000.000 baz çifti içinde 150.000 baz çifti) bir ek bölüm oluşmuştur.

2 numaralı insan kromozomunun ortasındaki birleşme bölgesinde normalde kromozomların uçlarında bulunan ve hücre bölünmesinde DNA’nın kopyalanması aşamasında önemli bir görevi olan telomer bölgesi bulunmaktadır. Ayrıca sentromerler için de durum aynıdır. 2 numaralı insan kromozomundaki sentromer şempanzedeki 2A kromozomunun sentromeri ile tam olarak aynı yerdedir ve 2B kromozomunun sentromerinin izleri de 2 numaralı insan kromozomunda görülmektedir (2).

Yani 2 numaralı insan kromozomu açıkça iki tane kromozomun birleşimi gibi durmaktadır ve şempanzenin 2A ve 2B kromozomları buna hem genetik içerik hem de yapısal olarak belirgin şekilde uymaktadır.

Kısa bilgilendirmenin ardından tüm evrim karşıtlarına sorum şöyle:

Normalde kromozomların uçlarında bulunan ve hücre bölünmesinde DNA’nın kopyalanması aşamasında önemli bir görevi olan telomerin 2 numaralı insan kromozomunun ortasında bir yerde olmasını nasıl açıklarsınız? Ayrıca yukarda anlatılan durumu tasarım veya yaratılış mantığı içinde nasıl açıklarsınız?

Referanslar:
1. IJdo JW, Baldini A, Ward DC, Reeders ST, Wells RA, Origin of human chromosome 2: an ancestral telomere-telomere fusion. Proc Natl Acad Sci U S A 1991 Oct 15;88(20):9051-5
2. Avarello R, Pedicini A, Caiulo A, Zuffardi O, Fraccaro M, Evidence for an ancestral alphoid domain on the long arm of human chromosome 2. Hum Genet 1992 May;89(2):247-9