Bakteri kamçısı (bacterial flagellum) üzerine

Uzunca bir süre akıllı tasarımcıların favori moleküler yapısı olan bakteri kamçısı yeni araştırmalar sonucu elde edilen bilgilerle akıllı tasarımcıları zor durumda bırakmaya başladı. Başta Michael Behe olmak üzere William Dembski, Scott Minnich, Stephen Meyer ve Casey Luskin gibi AT (Akıllı Tasarım) hareketinin en önemli savunucularının flagellum ile ilgili bildikleri ve söyledikleri önemli şeylerin yanlış olduğu yeni araştırmalarla ortaya çıktı.

Nature Reviews Microbiology dergisinin Ekim 2006 sayısında yayımlanan, Mark Pallen ve Nicholas Matzke tarafından yazılan From The Origin of Species to the origin of bacterial flagella başlıklı makale (bu makalenin tam metnine buradan pdf dosyası olarak ulaşabilirsiniz) bakteri kamçısıyla ilgili önceden bilinmeyen önemli noktaları ortaya çıkarıyor. Mesela Michael Behe Darwin’in Kara Kutusu (Darwin’s Black Box) kitabında bakteri kamçısının 40’tan fazla proteine gereksinim duyduğunu söylemektedir. Yani 40’tan fazla “olmazsa olmaz” protein olduğunu iddia etmektedir. Halbuki Pallen ve Matzke’nin araştırmaları sonucunda vardıkları sayı 23’dir. Yani incelenen birçok bakteri kamçısının tamamında olan 23 adet farklı protein vardır. Geri kalan proteinlerin bazıları farklı bakteri türlerinin kamçılarında bazıları daha farklı bakteri türlerinin kamçılarında bulunmaktadır fakat tüm kamçılı bakteri türlerinin kamçılarında olan toplam 23 protein vardır. Bu proteinlerin bulunduğu bir listeye buradan da ulaşabilirsiniz. Bu bilgi elbette Behe gibi diğer tüm akıllı tasarım savunucuları tarafından da kullanılmaktaydı ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Ayrıca akıllı tasarım savunucuları 40 adet vazgeçilmez (olmazsa olmaz) proteinin 30 tanesinin hiç homologu olmadığını iddia ediyorlardı. Pallen ve Matzke yaptıkları incelemelerde farklı bakteri kamçılarında toplam 42 farklı protein buldular ve bunların 15 tanesinin bilinen bir homologu yok. Ama yukarda da belirttiğim gibi bakteri kamçısında vazgeçilmez 23 protein var ve bunların sadece 2 tanesinin homologu yok. Yani Behe, Dembski, Minnich, Meyers ve Luskin gibi en önemli AT savunucuları kitaplarında ve yazılarında 30 adet homologu olmayan proteinin bakteri kamçısı için vazgeçilmez olduğunu ve bu sebeple başka bir yapıdan evrimleşmiş olmasının mümkün olmadığını savunmaktaydı. Fakat bu bilginin dramatik bir şekilde yanlış olduğu ortaya çıktı. Aslında bakteri kamçısı hakkında pek de birşey bilmedikleri gün yüzüne çıktı. Bakteri kamçısının diğer biyolojik yapılarda bulunmayan 30 proteine gereksinim duyduğunu düşünüyorlardı ama bu sayı bir anda “2”ye düştü. Bu da akıllı tasarımcıların bu kadar ateşli bir şekilde savundukları bir konuda bile ne kadar bilgisiz olduklarını göstermesi açısından oldukça önemli diye düşünüyorum.

Bu konu oldukça uzun ve geniş onun için çok uzatmadan yazımı bitirmek istiyorum. Bu yeni gelişmelerle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenlere aşağıdaki linkeri incelemelerini öneririm:

Düzeltme (19.04.2008): Vazgeçilmez protein sayısı 20 olarak verilmişti, 23 olarak düzeltildi.

Reklamlar

Şu meşhur ‘indirgenemez komplekslik’

İndirgenemez komplekslik kavramı, Akıllı Tasarım (AT) hareketini savunanların en fazla başvurdukları ve belki de AT’nin bilimsel bir teori olduğunu savunmak için kullandıkları yegâne argüman olarak karşımıza çıkıyor. Aslında indirgenemez komplekslik, AT’nin ispatlanması için kullanılamaz yani doğru olması AT’nin doğruluğunu göstermez ama bu yazımda bu konuyu bir kenara bırakıp indirgenemez kompleksliğin bilimsel konumunu inceleyeceğim.

İndirgenemez komplekslik kavramının mucidi olan Michael J. Behe, 1996 yılında yazdığı Darwin’in Kara Kutusu (Darwin’s Black Box: The Biochemical Challenge to Evolution) kitabında indirgenemez kompleksliği şöyle tanımlıyor:

By irreducibly complex I mean a single system composed of several well-matched, interacting parts that contribute to the basic function, wherein the removal of any one of the parts causes the system to effectively cease functioning. (s. 39)

An irreducibly complex system cannot be produced directly (that is, by continuously improving the initial function, which continues to work by the same mechanism) by slight, successive modifications of a precursor system, because any precursor to an irreducibly complex system that is missing a part is by definition nonfunctional. (s. 39)

Burda Michael Behe, aşağı yukarı şöyle diyor:

İndirgenemez kompleks sistem ile temel fonksiyona katkıda bulunan, birbiriyle etkileşim halinde olan, iyi eşleşmiş çeşitli parçalardan oluşan ve bu parçalardan herhangi birinin çıkarılmasıyla çalışması sonlanacak olan tek bir sistemi ifade ediyorum.

İndirgenemez kompleks bir sistem, öncü bir sistemin ufak, birbirini takip eden değişimleriyle direk olarak (yani aynı mekanizma ile çalışıp ilk fonksiyonu devamlı olarak geliştirerek) üretilemez çünkü indirgenemez kompleks bir sisteme giden herhangi bir öncü sistem tanım gereği işlevsizdir.

İşte Michael Behe indirgenemez kompleks sistemi böyle tanımlıyor ve canlılarda bu özellikleri gösteren biyokimyasal yapılar olduğunu iddia ediyor. Bu yapılara örnekler veriyor ve kitabında bunları uzun uzun anlatıyor. Örnek olarak bakteri kamçısı (bacterial flagellum), kan pıhtılaşma sistemi (blood clotting system) ve bağışılık sistemi (immune system) gibi birkaç sistem veriyor ve bunların kendi tanımına göre indirgenemez kompleks olduklarını ve bu sebeple de evrimleşmiş olamayacaklarını iddia ediyor.

Şimdi ilk olarak Michael Behe’nin yaptığı indirgenemez komplekslik tanımını ve daha sonra da bu tanım gereği evrimleşmiş olamayacağını düşündüğü sistemleri inceleyelim. Okumaya devam et