Mutasyonlar ve Kambriyen Dönemi Çarpıtmalarına Yanıt

Bu ayki yazımın konusu yine Harun Yahya’nın gerçek dışı iddiaları olacak. Bu seferki kitabımız ‒ her ne kadar isim benzerliği olsa da ‒ geçen seferkinden farklı. Bu yazıda “50 Maddede Evrim Teorisinin Çöküşü” adlı kitaptaki iki maddeyi ele alacağım. Lafı fazla uzatmadan incelememize başlayalım:

4 – Deprem, Bir Şehri Nasıl Geliştiremezse, Mutasyonlar da Canlıları Geliştiremezler
Mutasyonlar, insan vücuduna dair tüm bilgilerin şifreli olduğu DNA üzerindeki rastlantısal değişikliklerdir. Mutasyonlara radyasyon, kimyasallar gibi etkenler neden olur. Evrimciler, mutasyonların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Oysa mutasyonlar canlılara daima zarar verirler, onları geliştirmezler, onlara yeni özellikler (örneğin kanat, akciğer gibi organlar) kazandıramazlar. Onları ya öldürür ya da sakat bırakırlar. Mutasyonların bir canlıyı geliştirdiğini, ona yeni özellikler kazandırdığını iddia etmek, bir depremin bir şehri daha gelişmiş ve modern bir hale getirdiğini, veya bir bilgisayara çekiçle vurulduğunda bir üst modelinin ortaya çıkacağını iddia etmeye benzer. Nitekim gözlemlenmiş hiçbir mutasyonun genetik bilgiyi artırdığı görülmemiştir. (Harun Yahya, 50 Maddede Evrim Teorisinin Çöküşü, s. 10-11)

Mutasyonların canlılara daima zarar verdiği, canlıları geliştirmediği, yeni özellikler katmadığı gibi iddialar ancak bilimsel gerçeklerden tamamen kopuk bir zihnin ürünü olabilir. Elbette her mutasyon yararlıdır, yeni özellikler katar gibi bir iddiada değilim ama Harun Yahya’nın buradaki iddiası tüm mutasyonların zararlı olduğu yani hiçbir şekilde yararlı mutasyon olamayacağı yönündedir. Amerika’daki en popüler evrim karşıtı Hristiyan gruplardan olan Answers in Genesis bile yaratılışçılar tarafından asla kullanılmaması gereken argümanlar listesine “hiçbir yararlı mutasyon yoktur” maddesini koymuştur. İnançları uğruna Dünya’nın 6000 yaşında olduğunu bile savunabilen bu adamlar bile “hiçbir yararlı mutasyon yoktur” argümanının bilimsel gerçeklerle çeliştiğini görebiliyor ama Harun Yahya bu saçma iddiayı savunuyor ve bu görüşü, depremlerin binaları yıkması ve çekiçle bilgisayar vurmak gibi absürt örneklerle süsleyerek insanlara yutturmaya çalışıyor.

Mutasyonların prensip olarak yararlı olup olamayacağıyla ilgili bir tartışmaya girmek bile anlamsız olacaktır. Şüphesiz ki prensip olarak mutasyonlar yararlı sonuçlara neden olabilir. Ama gerçekten de gözlemlenmiş yararlı mutasyonlar var mıdır? Elbette vardır. Bu konuda en çok bilinen birkaç örnek için Yararlı mutasyonlar var mıdır? başlıklı yazıya bakabilirsiniz. Bu yazıda yararlı olduğu bilinen birkaç mutasyon örneğini ve kısa açıklamalarını görebilirsiniz.

Bunun yanında Mutasyon tipleri ve ektileri başlıklı yazıyı da incelemek Harun Yahya’nın örneklerinin absürtlüğünü daha net ortaya koyacaktır. Örneğin kromozom veya gen duplikasyonları (ikileşmeleri) bir çekiçle bilgisayara vurmaktan ziyade örneğin bilgisayarın sabit diskinin veya hafıza biriminin birer kopyasının oluşması gibi birşeydir. İkinci bir sabit disk oluşmasının yararlı olmasının mümkün olamayacağını mutlaka zararlı olacağını söylemek ne kadar akıllıcadır sizce? Gen duplikasyonlarının yanında ekleme ve çıkarma mutasyonları ile nokta mutasyonların da yeni ve farklı özelliklerin ortaya çıkmasında etkili olduğu gözlemlenmiş ve gayet iyi bilinen gerçeklerken Harun Yahya’nın yaptığı gibi bu gerçekleri görmezden gelerek insanlara bunların aksini aktarmaktaki amaç ne olabilir? Olay acaba sadece bilgisizlikten kaynaklanan yanlış bilgi aktarımı mı yoksa belli bir amaca yönelik olarak çarpıtma ve aldatmaca mı?

Geçelim bir diğer iddiaya:

7 – Canlı Grupları Yeryüzünde Aniden ve Aynı Anda Ortaya Çıkmıştır
Bugün bilinen temel canlı kategorilerinin tamamına yakını, 530-520 milyon yıl önce, “Kambriyen Devri” adı verilen jeolojik devirde aynı anda ve aniden ortaya çıkmıştır. Süngerler, yumuşakçalar, solucanlar, derisidikenliler, eklembacaklılar, omurgalılar gibi birbirinden tamamen farklı vücut planlarına sahip canlı kategorileri, daha önceki jeolojik devirlerde hiçbir benzerleri yokken, bir anda belirmişlerdir. Bu gerçek, evrimcilerin, canlıların tek bir ortak atadan uzun zaman içinde ve aşama aşama türedikleri iddiasını çürüten önemli bir delildir.

Yeryüzünün bir anda, son derece farklı vücut yapılarına, son derece karmaşık organlara sahip birçok canlı ile dolması, elbette ki bu canlıların yaratıldıklarını gösterir. Evrimciler, Allah’ın varlığını ve yaratışını inkar ettikleri için bu mucizevi olayı kesinlikle açıklayamazlar. (Harun Yahya, 50 Maddede Evrim Teorisinin Çöküşü, s. 12-13)

Burada devasa boyutta bir çarpıtma göze çarpıyor. Belki çok önemli değil ama Kambriyen devri 10 milyon yıllık bir aralığı değil 490-543 milyon yıl öncesini yani 53 milyon yıllık görece oldukça uzun bir aralığı kapsar. Ayrıca bilinen temel canlı kategorilerinin tamamına yakınının bu dönemde ortaya çıktığı, tamamen gerçeklikten uzak ve bilimsel delillerle çelişen temelsiz bir iddiadan başka birşey değildir. Eski bir Genç Dünya Yaratılışçısı ve (halen) Hristiyan olan Glenn R. Morton’un Phylum Level Evolution (Filum Seviyesi Evrim) başlıklı makalesinde belirtildiği gibi Kambriyen öncesi dönemde 4 filum, Kambriyen döneminde 9 filum, daha sonraki dönemlerde ise 20 civarında filum ortaya çıkmıştır. Bunlar sadece hayvan filumlarını kapsar. Bunlara bitki filumları da eklendiğinde dağılım şöyle olur: Kambriyen öncesi dönemde 4, Kambriyen döneminde 9, sonraki dönemlerde ise 32 filum. Görüldüğü gibi Kambriyen döneminde ortaya çıkan temel canlı kategorileri bırakın tamamına yakın olmayı çoğunlukta bile değildir. Son 10 bin yıllık dönemi kapsayan Holosen devrinde yani M.Ö. 8000 yılından günümüze kadar on 10 bin yıl içinde olan süreçte 12 (bitkiler de katılırsa 13) yeni filum ortaya çıkmıştır. Yani şu anda Kambriyen dönemine göre çok daha kısa sürede daha fazla yeni vücut planının ortaya çıktığı bir dönemde yaşamaktayız. Ayrıca bakterilerilerin 2.5-3 milyar yıl önce var oldukları gerçeğini de unutmamak gerekir. Mikroorganizmlar Kambriyen döneminin çok öncesinden beri Dünya üzerinde varlıklarını sürdürmektedirler.

Burada tüm yaratılışçıların cevap vermesi gereken çok önemli bir soru karşımıza çıkıyor. Fosil kayıtlarında omurgalı hayvanların ilk defa gözlemlenme sırasının balıklar, amfibiyenler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler şeklinde olması ve aniden hep beraber bir ortaya çıkışın olmaması Kambriyen patlaması iddiasını nasıl destekler? Ayrıca neden Kambriyen dönemine ait hiçbir amfibiyen, sürüngen, kuş veya memeli fosili yoktur? Eğer Kambriyen dönemi ani ve toptan bir yaratılışı temsil ediyorsa neden bu dönemden kalan sürüngen, kuş veya memelilere ait hiçbir fosil bulunmuyor ve aniden yaratılış görüşünün tam aksine bu canlı grupları kademeli bir değişimi işaret edercesine sırayla ortaya çıkıyorlar?

Reklamlar

Yasal Uyarı: Buraya yorum yazarak, yazdıklarınızın hukuki sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Eğer bunu kabul etmiyorsanız yorum yazmayın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: