Adnan Oktar’nın El Cezire Röportajı

El-Cezire kanalının Adnan Oktar ile 06.08.2007 tarihinde yaptığı röportajdan ilginç bulduğum bölümleri paylaşmak istiyorum (http://www.harunyahya.tv/detail.php?l=1&pid=4772&cid=0):

El Cezire: Hocam sizin yazdığınız kitaplara gidelim. Şimdi sizin bir kitabınız var “Evrim Aldatmacası”. Orada şeyden bahsediyorsunuz, diyorsunuz ki… Orada hocam ırkçılığın, faşizmin ve materyalizmin ve terörün oradan kaynaklandığını, bu teoriden kaynaklandığını bahsediyorsunuz.

Adnan Oktar: Evet.

El Cezire: Şimdi hocam bunu daha çok açar mısınız? Terörle evrim teorisi arasındaki ilişkiyi daha çok açıklar mısınız bize?

Adnan Oktar: Darwin hayatın güçlülerle zayıfların mücadelesinden ibaret olduğunu söyler. Yani güçlüler daima zayıfları yok eder dolayısıyla güçlüler ortada kalır. Şeklinde bir inancı var, düşüncesi var. Bunu sosyal darwinizme yansıttıklarında güçlü olan askeri yönden, siyasi yönden, teknik yönden güçlü olanların zayıf olanlara müstezaflara daha üstün olacağı, onları yok edeceği ve hakim edeceği şeklinde bir düşünceye kaydırmıştır bu kişileri. Hitlerin de, Mussolini’nin de düşüncelerinde bu vardır.

Ama marksizmin de kökeninde yine tez-anti tez düşüncesi vardır. Yani bir tez ortaya atılır, buna karşılık bir anti tez atılır ve bunların bir mücadelesi olur ve burada da sürekli bir çelişki vardır ve sürekli bir mücadele vardır ve dolayısıyla da kan dökülür. Hayat sürekli bir mücadeleden ibarettir tarzında bir düşünce var. Dolayısıyla faşizmle komünizmin bu yönde birbiriyle aynı olan bir zemini var her ikisi de darwinizmden kaynaklanıyor.

Adnan Oktar’ın ne kadar da bilgili ve zeki biri olduğunu bu açıklamalarda görmek mümkün. Tek kelimeyle muhteşem. Adnan beyden resmen zeka fışkırıyor.

El Cezire: Siz Bin Ladin’i savunuyor musunuz mesela?

Adnan Oktar: Bin Ladin’i tabii ki savunmam. Yani bir terör olayı şeklinde lanse edileceği için tabii ki kabul etmem. Çünkü kültürel hakimiyet, fikri hakimiyet bütün dünyayı kısa sürede İslamı kabul ettirecek hale getirebilir. Yani bunu silahla elde etmeye gerek yok. Bunu fikirle çok rahat elde edebiliriz. Bakın bizim yaptığımız mücadele bu, Darwinizmle ilgili felsefenin ortadan kaldırılmasının mücadelesi, arkasından İslamın gelişmesine sebep oluyor. Mesela bu Türkiye’de hemen kendisini gösterdi. Türkiye’de bugün Darwinizm’e inanmayanların sayısı %90’a çıkmıştır. Yani bu silahlı bir mücadeleyle elde edilecek birşey değildir bu. Fikri mücadeleyle elde edilecek birşeydir. Mesela Türkiye’de PKK terörü var. Buna karşı da yine aynı şekilde silahla netice alınamaz. Buna karşı da fikri mücadele yapılması gerekir. Fikri mücadeleyle çok rahat netice alınır. Dünyada güçlü bir fikri mücadele yapılsa, İslam 5-10 yıl içinde bütün dünyaya çok rahat hakim olabilir. Medeni insanlara, düşünceye açık olan insanlara, kültürle bilgiyle yaklaşmak imkanı varken silahla yaklaşmak son derece anlamsız olur, son derece gereksiz olur.

Bin Ladin zaten evrim teorisinin en önemli savunucularından biridir. Adnan bey çok haklı. Terörizm dediğimiz şeyin başka birşeyle ilgisi yok, sadece evim teorisinin kabul edilmesiyle ilgili. Ama ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Türkiye’de evrim teorisini kabul etmeyenler %90’a henüz çıkmadı. 2006 yılında yapılan bir araştırma %25-30 civarındaki bir kesimin evrim teorisini kabul ettiğini gösteriyor. Ayrıca bu araştırmaya göre halkının %80’ininden fazlası evrim teorisini kabul eden İzlanda, İsveç, Fransa, Japonya gibi ülkelerden pek sık teörist çıktığını görmüyoruz. Ama nedense çok ilginç bir şekilde Ortadoğu’dan çıkan teöristlerin haddi hesabı yok. Acaba terörizmin kökeni konusunda Adnan beyefendi yanlış bir tespitte mi bulunuyor diye insan sormadan edemiyor. Acaba terörizmin kökeninde evrim teorisinin kabulü değil de farklı birşey mi var?

El Cezire: Hocam sizin elde ettiğiniz başarılardan bir örnek verebilir misiniz? Mesela bu Darwinizm’e karşı olsun veya diyelim ki, mesela bu PKK’ya karşı yaptığınız bir çalışma var mıdır ve etkisini gösteren bir örnek var mıdır acaba? Başarılarınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Adnan Oktar: Türkiye’de eskiden sol daima hakim olurdu. Biz Darwinizm’e karşı güçlü bir mücadele verdikten sonra sağ ezici şekilde hakim olmaya başladı Türkiye’de, bu net bir başarıdır. Bir başarı olarak bu bir. PKK’dan halk kitleler halinde kopmaya başladı. Biz faliyet yaptıktan sonra, PKK’nın gerçek yönünü, Marksist yönünü, Materyalist yönünü vurguladıktan sonra, Darwinizm’in geçersizliğini anlattıktan sonra, PKK siyasi yönde çok ciddi güç kaybına uğradı. Bunu da son zamanlarda açık açık gördük. Yani Türkiye’nin genel tablosuna bakarsanız bunu çok açık görürsünüz.

Türkiye’de eskiden sol hakimmiş ve Adnan beyin muhteşem darwinizm karşıtı mücadelesi sonucunda artık sağ üstün hale gelmiş. Bu da Adnan bey ve arkadaşlarının net bir başarısıymış. Çok yerinde bir tespit olmuş :)

Tabi ayrıca PKK’nın siyasi olarak güç kaybına uğraması da Adnan bey ve arkadaşlarının materyalizm karşıtı mücadelelerinin açık bir sonucuymuş. Sanırım bunun için de ayrıca kendilerine teşekkür etmemiz gerekiyor :)

El Cezire: Hocam sizin çok meşhur bir kitabınız var. Çok önemli bir kitabınız var. Evrim Aldatmacası. Bu kitap çok önemli bir kitap. Bunun asıl temel fikrini özetle anlatabilir misiniz bize?

Adnan Oktar: Özetle yer altını kazdığımızda, milyonlarca, yaşamış hayvanlara dair fosiller çıkıyor. Bu fosillere baktığımızda, bunların hiçbir şekilde bir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Aynısıyla milyonlarca senedir 80 milyon, 100 milyon seneden beri hiçbir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Evrimcilerin iddia ettiği gibi herhangi bir ara fosile de rastlıyamıyoruz. Hatta ben dün de söyledim. Ara fosil bana bir tane getirsinler, beş trilyon vereceğim dedim. Ara fosil yok. Ara fosil olmayıp da bütün canlıların milyonlarca senelerden beri hiçbir değişikliğe uğramamış olması zaten Darwinizm’i bitirmek için yeterlidir. Bunun üstüne delile gerek yoktur. Kitapta da bu açıklanıyor.

Aynen Adnan beyin dediği gibi. O ne diyorsa doğrudur. 100 milyonlarca yıllık fosiller bulunuyor ve bunlar bugünkülerle tamamen aynı. Yani değişikliğe uğramamış. Zaten Adnan bey bunları Yaratılış Atlası kitabında da açıkça gösteriyor. Çıkan fosili ve bugünkü canlının resimini yan yana koyuyor ve tüm canlıları sadece resimlerine bakarak tespit etmek ve en ince ayrıntısına kadar analiz etmek için yeterli eğitim ve bilgi düzeyine sahip olduğunu için fosillerin hiç değişmemiş olduğunu ve bugünkülerle tamamen aynı olduğunu şıp diye anlayabiliyor. Biz de Adnan beyin bu olağanüstü bilgi birikimi ve yeteneği sayesinde fosillerin hiç değişmediğini ve evrim diye birşeyin hiçbir zaman gerçekleşmediğini net bir şekilde görebiliyoruz. Zaten kendilerinin de dediği gibi “bunun üstüne delile gerek yoktur”. Adnan Oktar ne diyorsa odur.

El Cezire: O kadar paranız var mı, beş trilyon?

Adnan Oktar: Toplarız.

El Cezire: Acaba bazı Arap ülkelerinden veya organizasyonlarından destek alıyor musunuz?

Adnan Oktar: Hayır, hayır. Benim çevrem, arkadaşlarım gerçekten Türkiye’nin en ileri gelen zenginleridir. Etkili iş adamlarıdır. Çok iyi de kazanıyorlar maşallah ama çok iyi de harcıyorlar. Ben de öyle arkadaşlarım da öyle.

El Cezire: Size ne diye bu bağışları veriyorlar? Sizi İslam tebliğcisi olarak mı görüyorlar? Yoksa siz Sufi olduğunuz için mi, yoksa Hazreti Said Nursi’yi desteklediğiniz için mi para veriyorlar? Neden acaba?

Adnan Oktar: Bana para veren yok. Mesela bir faaliyet yapılacağı vakit, başarılı bir şey yapılacağı vakit, arkadaşlarım giderler bin tane kitap alır, alır, dağıtır. Bir başka arkadaşım, on bin tane kitap alır dağıtır. Allah rızası için dağıtırlar. Yani kimseye para verme olayı yoktur. Yani şu şahsın şu kadar paraya ihtiyacı var şeklinde bir olay olmaz.

El Cezire: Din için mi veriyorlar parayı?

Adnan Oktar: Tabi ki Allah rızası için. Yani kitap zaten verilen kitaplar İslami kitaplar. Dağıtılan kitaplar İslamı kitaplar. Dolayısıyla buna kitabı alıp, satın alıp dağıtıyor. Para verme diye bir şey, olay yok.

Adnan bey ve arkadaşları iyi kazanıp iyi harcıyorlarmış. Maaşallah Adnan bey. Sizin adınıza çok sevindik. Ama benim aklıma takılan birşey var. Kitapları arkadaşlarınızın dağıttığını söylemişsiniz. Yani dağıtılan kitapların parasal kaynağı olarak arkadaşlarınızı gösteriyorsunuz. Halbuki Kadir Çelik’e verdiğiniz röportajda bu bedava dağıtılan kitaplar sorulduğunda, yayımcı firma olan Global Yayıncılığın kitapları promosyon amaçlı olarak dağıttığını ve bu bedava dağıtımların sizinle bir ilgisi olmadığını ima etmiştiniz. Şimdi ise durum nedense biraz değişmiş gibi gözüküyor. Hem de aradan sadece 3 ay gibi kısa bir süre geçmişken.

Yine de büyüksünüz Adnan bey. Hem de çok büyük :))

Reklamlar

Yasal Uyarı: Buraya yorum yazarak, yazdıklarınızın hukuki sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Eğer bunu kabul etmiyorsanız yorum yazmayın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: