Kadir Çelik’in Adnan Oktar röportajından kesitler

Kadir Çelik’in Adnan Oktar ile yaptığı röportajdan bazı bölümler. Parantez içinde olan (DV ile başlayan) kalın ve italikli yazılar benim yorumlarımdır:

Kadir Çelik: Adnan bey nasıl geçinirsiniz efendim siz? Yani geliriniz nedir? Ticaret mi yaparsınız, yoksa babadan kalma bir servetiniz var da onu mu harcarsınız?

Adnan Oktar: Tabiki bir ticari ufak tefek çalışmalarım oluyor arkadaşlarımla o tarzda bir çalışmam var eskiden beri. Ama ben öyle bir müsrif bir insan değilim, yani öyle dışarıda hayatı olan, bol bol para harcayan falan bir insan değilim. Ama kendime yetecek kadar bir ticari faaliyetim oluyor.

Kadir Çelik: Yoksa sorunun aslında nereye geleceğini herhalde biliyordunuz, yoksa o zengin aile çocuklarının varlıkları mı akıtılıyor? Çünkü bu da iddialar arasında.

(Yok canım daha neler? Kadir bey nerden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri? Hiç öyle şey olur mu? Adnan bey çok mütevazı bir yaşam sürüyor. Ne parası ne servet akıtılmasından bahsediyorsunuz?)

Adnan Oktar: Ama ben çok sakin yaşayan bir insanım yani öyle bir şeyi harcayacak ortamım yok benim. Yani gazinoya gitmem, eğlenmeye gitmem, yani gidenler de olabilir tabikide. Fakat o parayı harcayacak benim bir ortamım olmuyor. Öyle bir iddianın olması için onu harcayacak bir yer olması lazım.

(Ne yani para akıtılıyor da ben harcayacak yer bulamıyorum mu demek istiyorsunuz Adnan bey? Yok yok. Heralde öyle demek istemediniz. Ufak bir yanlış anlaşılma oldu.)

Kadir Çelik: Yaşadığınız alanlar çok lüks alanlar, mekanlar…

Adnan Oktar: Örnek?

Kadir Çelik: Kandilli’deki, Rasathane’nin altındaki yer, mesela Silivri’de bir çiftlik vardı, dehşetti. Çok ağdalı döşenmiş, Versace koltuklar var, pek çok tarihi eser var, yani orası bir köşk olmaktan öte, bir kaşane havasında.

Adnan Oktar: Kandilli’deki eve çok nadir olarak misafir olarak gittim. Silivri’deki çiftliğe hiç gitmedim. Bir kere dahi gitmedim.

(Gerçekten mi? Helal olsun size Adnan bey. Yani bu lüks mekanlar elinizin altında ama hiç kullanmıyorsunuz bile. Takdire şayan bir davranış.)

Kadir Çelik: Efendim herhalde Gültepe’de bir gecekonduda yaşamıyorsunuz.

(Yok artık, daha neler Kadir bey. O kadar da değildir heralde. Baksanıza Adnan beyin kendine yetecek kadar bir ticari faaliyeti varmış. Gecekonduda ne işi olsun? Sizi ciddiyete davet ediyorum.)

Adnan Oktar: Doğru ama denilen mekanlar doğru değil. Kaldığım yerler var tabiki ama orası değil.

Kadir Çelik: Orası değil?

Adnan Oktar: Değil.

Kadir Çelik: Oraları mütevazi döşenmiş alanlar mıdır?

Adnan Oktar: Mütevazi derken temiz güzel bakımlı yerler tabi ki.

Devam ediyoruz:

Kadir Çelik: Peki o suyun kaynağı nereden Adnan Bey?

Adnan Oktar: Hangi suyun?

Kadir Çelik: Bilim Araştırma Vakfı’nın yaptığı pek çok iş var, işte konferanslar düzenleniyor, kitaplar yayınlanıyor ki, o kitaplar hem baskı kalitesiyle, hem kağıdıyla büyük maliyetler gerektiren şeyler. Nedir kaynağı?

Adnan Oktar: Onların hepsi vakıf defterinde mevcut. Vakıf kontrolünde de, devletin resmi görevlilerince de tespit edilebilen, imkanı olan bir konu bu.

Kadir Çelik: Ben de baktım o vakfın gelirleriyle o işleri yapabilmek mümkün değil Adnan Bey. Ama o kitapların kağıdını alamazsınız.

Adnan Oktar: Kitap, kitapla alakası yok vakfın. Onu kitap şirketi yapıyor.

Kadir Çelik: Yani bedava mı basıyor kitap şirketi bunu?

Adnan Oktar: Bilim Araştırma Vakfı’nın yaptığı faaliyetleri, Bilim Araştırma Vakfı kendi karşılıyor.

Kadir Çelik: Kitapları kim yayınlıyor?

Adnan Oktar: Harun Yahya kitaplarını Global Yayıncılık yapıyor.

(Global Yayıncılık mı yapıyor? İlginç. Türkiye’deki kitap sitelerini dolaştığımızda nedense karşımıza Vural Yayıncılık ve Kültür Yayıncılık ve Dağıtım gibi şirketler çıkıyor. Ama çok da önemli değil. Geçelim.)

Kadir Çelik: Ama herkese bedava gidiyor.

Adnan Oktar: Promosyon olarak tabi her yayınevi bunu yapar. Yani kitap tanıtmak için bunu yapar.

(Heralde kitaplarınızı bedava olarak dağıtmak çok ise yaramış. Yani bedava dağıttıkça daha çok satıyorlar demekki. Gerçekten bu muhteşem ticari zekayı ayakta alkışlamak lazım.)

Kadir Çelik: Ama o promosyondan daha öte, mecliste bile biliyorsunuz tartışma konusu oldu sizin kitaplarınız.

Adnan Oktar: Maşallah. Eğer şirketin öyle bir bereketi varsa, Allah bereketini arttırsın ne diyeyim ben.

(Tabiki bereketi var, bir tane bedava dağıtınca 2 tane kitap satıyorlar. Onun için ne kadar çok bedava dağıtırlarsa satışları da o kadar artıyor. Tabi bir de internet sitelerinde tüm kitaplara bedava olarak ulaşılabiliyor. İnsanlar internette okuyor ama bu onları tatmin etmiyor anlaşılan. Bir kere de para verip, satın alıp okuyorlar bu muhteşem eserleri.)

Kadir Çelik: Ama onları bedava göndermek için bir kaynak gerekli, bir parasal bir değer çünkü bu.

(Kadir bey, Global Yayıncılığın Adnan beyle veya “arkadaşları”yla maddi veya manevi bir ilişkisi var mı diye bir soru sorsanız nasıl olur? Tabi bir de Harun Yahya eserlerinin kullanıldığı 400 civarında internet sitesinin tamamının Global Yayıncılık’tan Bedri Yılmaz adına kayıtlı olması konusunda da birşeyler sorarsanız fena olmaz.)

Adnan Oktar: Evet.

Kadir Çelik: Kitapları tartıya koysanız herhalde onlarca kilo gelir. Bir tanesinden söz ediyorum.

(Kadir bey abartmayın. Onlarca kiloluk kitap mı olur?)

Adnan Oktar: Maşallah. Onu da yayınevine sormak lazım ben onunla ilgilenmiyorum.

(Adnan bey, siz bu kitapları hiç görmediniz mi? “Onlarca kiloluk kitap nasıl oluyor, yazılar mürekkep yerine altın tozuyla mı yazılmış” diye sormuyorsunuz da maşallah diyorsunuz.)

Kadir Çelik: Sizin ilginiz yok siz sadece yazıyorsunuz?

Adnan Oktar: Ben ücret de almıyorum yazdığım kitaplardan.

(Adnan bey, yazılan kitaptan para kazanmanız için kitabın satılıp yayımcının birşeyler kazanması gerekir ilk önce. Sizin kitaplar genelde bedava olarak dağıtıldığı ve internette zaten herkesin bedava olarak erişimine açık olduğu için bu kitaplara para verip alacak insan sayısı pek fazla olmasa gerek. Yani yayımcı kazanmadan siz nasıl para alacaksınız?

Size bir soru Adnan bey. Bu kitapların basılması ve bedava dağıtılması için Global Yayıncılığa siz veya arkadaşlarınız para veriyor musunuz?)

Devam ediyoruz:

Kadir Çelik: Peki o kitapları siz mi yazıyorsunuz? Yazmadığınız konusunda iddialar var.

(Kadir bey, bu yaptığınız ayıp. Hiç böyle bir soru sorulur mu? Adnan beyin engin bilgi dağarcığını mı sorguluyorsunuz? Adnan beyin kitaplarından anlaşılacağı gibi kendisi bilimin neredeyse her dalında söz söyleyecek bilgiye, rasyonel çıkarımlar yapabilecek zekaya ve analitik düşünce yapısına sahip olduğu görülmektedir. Bakın Ender Helvacıoğlu, Bilim ve Gelecek dergisinin 39. sayısında Adnan beyle ilgili neler söylüyor:

Yaratılış Atlasları incelendiğinde Harun Yahya’nın felsefe, matematik, tarih, ilahiyat gibi alanların; fizik, kimya, astronomi, biyoloji, jeoloji gibi temel doğa bilimlerinin; sosyoloji, antropoloji, arkeoloji, filoloji gibi toplum ve insan bilimlerinin; tıp, genetik ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlerin ve bütün bu bilim dallarının alt dallarının, ayrıntı konularda tartışma ve yorum yapabilecek kadar uzmanı olduğu anlaşılıyor. Dünya bugüne kadar bu çapta bir “âlim” görmedi! Harun Yahya her şeyin uzmanıdır.

Örneğin, Harun Yahya, aklınıza gelebilecek bütün canlı türlerinin uzmanıdır. Memeli, sürüngen, kuş, balık, böcek, bitki… hepsinin yapısını en ince ayrıntısına kadar bilir. Görülmemiş bir biyolog, zoolog ve botanikçi olduğu gibi, bunların hepsinin alt dallarında da uzmandır. Moleküler biyoloji, sitoloji (hücre bilimi), histoloji (doku bilimi), fizyoloji, anatomi, embriyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji, taksonomi, ekoloji, viroloji, patoloji… aklınıza ne gelirse, hepsinde iddialı yorumlar getirecek, ortaya kuramlar atacak, tüm tartışma konularına nokta koyacak kadar bilgi sahibidir.

Kadir bey gördünüz gibi Adnan beyin ne kadar büyük bir “âlim” olduğunu bilim adamları bile kabul etmişken sizin böyle garip sorular sormanız çok yanlış. Lütfen sorunuzu geri alın ve sıradaki soruya geçin.)

Adnan Oktar: Peki ben diyorum ki, eğer ben yazmıyorsam, bunu yapabilecek dünyada, yüzlerce profesör var, yüzlerce grup var. Herhangi biri çıksın, bu kitapların benzeri bir kitap yazsın. Benim de bu kitapları yazmama gerek kalmaz o zaman.

(Adnan bey, size o kadar methiye düzdüm ama bu dediklerinizi size hiç yakıştıramadım. Ne yani bunlara benzer birşey dünyada yok mu? Amerika’daki ICR -Yaratılış Araştırması Enstitüsü- kuruluşunun yayınları içinde sizin kitaplarınıza “nedense çok benzeyen” kitaplar yok mu?

Adnan bey size önemli bir sorum var. 1992’de BAV tarafından düzenlenen bir konferansa ICR’den çağırdığınız Duane Gish ve John Morris ile nasıl bir ilişkiniz vardır? Size Türkiye’deki evrim karşıtı mücadelenizde yardımcı olacak bilgiler verdiler mi? Duane Gish, Henry Morris ve John Morris gibi Amerika’daki yaratılışçı düşüncenin önde gelenleriyle nasıl bir ilişkiniz var? 1998’de BAV ile ICR’nin ortak olarak düzenlediği uluslararası “The Collapse of the Theory of Evolution: The Fact of Creation” (Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği) temalı konferans için gelen ve kitaplarınızda evrim uzmanı olarak sık sık düşüncelerine yer verdiğiniz Duane Gish ve John Morris size ne tip evrim karşıtı mücadele taktikleri verdiler bu dönemde?

Evrim karşıtı mücadelenizde size destek oldular mı? Kitaplarınızın çok büyük bölümü ICR’nin ve bazı diğer aşırı dinci kuruluşların çıkardığı kitapların Türkçe’ye çevirisi ve eklenen birkaç yorumdan başka birşey mi? Kitaplarınız sıfırdan mı hazırlanıyor yoksa önceden varolan ICR ve benzeri kuruluşlar tarafından çıkarılan kitapların Türkçe’ye çevrilmesi ve birkaç şey eklenip birkaç şey çıkarılmasıyla mı oluşuyor?)

Kadir Çelik: Sizin kitaplarda yazdığınız konularla ilgili bir eğitiminiz var mı?

Adnan Oktar: Her bilgi eğitimle elde edilmez.

Kadir Çelik: Mutlaka ama sizin o kitapların içindeki bilgiler çok derin bilgiyi ve eğitimi gerektiren bilgiler. Yani yüzeysel şeyler değil.

Adnan Oktar: Ama Kuran’da hikmet vardır. Yani bilgi, özü kapsıyan bilgi vardır ve hikmet vardır. O kitaplarda da özü kapsayan bilgi ve hikmet vardır. Yani demagoji yoktur. Bu çok önemli.

Kadir Çelik: Oradaki bazı şeyleri yazabilmek için bir tıp hekimi olmanız gerekir. Bazı hallerde biyoloji bilmeniz gerekir. Bazı hallerde fizik bilmeniz lazım.

(Kadir bey, siz hala nelerle uğraşıyorsunuz? Size yukarda Ender Helvacıoğlu’nun Adnan beyle ilgili görüşlerini aktarmıştım. Ben onları anlatırken uyuya mı kaldınız yoksa?)

Adnan Oktar: Ama onlar alıntı olan eserler. Yani onlar için benim laboratuvara girmeme gerek yok. Laboratuvara girmiş olan insanların hazır bilgisini alıyorum. O hazır bilgiyi kullanıyorum. Onlar dikkat ederseniz hepsi hazır bilgidir.

(ICR ve benzeri kuruluşların kitaplarındaki hazır bilgileri kullandığınızı biliyoruz Adnan bey. Ama hepsi de hazır bilgi değil. Siz de bunlara kendi yorumlarınızı bol bol ekliyorsunuz. Ne de olsa sizin gibi bir “âlim” sadece hazır bilgi ile kitap yazacak değil. Elbette engin bilgi dağarcığınızla bu kitaplara katkıda bulunacaksınız. Bu kadar da mütevazi olmanıza gerek yok.)

Kadir Çelik: Bir de onun dışında etrafınızdaki, yanınızdaki arkadaşlar yazıyorlar mı, onlar size hangi anlamda yardımcı olurlar?

(Kadir bey, 2 dakika önce bu konuya değindim. Çok dikkatsizsiniz. Yoruldunuz heralde. Bakın tekrarlayayım. Amerikan kökenli evrim karşıtlarının çıkardıkları kitapların Türkçe’ye tercüme edilmesi çok kolay bir iş değildir. Aslında işin en önemli kısmı da budur. İşte Adnan beyin yanındaki birçok kişi ona bu konuda yardımcı olmaktadır. Tabi çevirilerinin çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Artık nedendir bilmiyorum ama bazı çevirilerde bazı belirgin yanlışlıklar oluyor. Bazen çeviride yanlışlık oluyor, bazen orjinal metnin bir bölümünde eksilme, bazen de artma oluyor. Neden böyle oluyor bilmiyorum ama arada böyle hatalar yapılıyor çevirilerde.)

Adnan Oktar: Tabi tercümede yardımcı olurlar, yani tercümede bana yardımcı olan insanlar var, bilgi toplamada yardımcı olan arkadaşlarım var tabiki. Ben o hazır bilgileri biraraya getirip, yorumlayıp, detaylandırıyorum ve redaktöre veriyorum. Ondan sonrasına karışmıyorum.

(Adnan bey, ben zaten biraz önce Kadir beye bu tercüme konusunu anlatmıştım. Sizin de ayrıca belirtmenize gerek yoktu. Toplanan bilgilerin yorumlamak ve detaylandırmak elbette sizin en doğal hakkınız. Bilimin birçok dalında engin bilgi sahibi bir “âlim” olarak bilim adamlarının yazılarını yorumlayıp daha da ileri götürerek detaylandırmak zaten ancak sizin yapabileceğiniz birşey.)

Devam ediyoruz:

Kadir Çelik: Niçin müstear isim kullanıyorsunuz?

Adnan Oktar: Bunu bütün yazarlar kullanır.

(Yapmayın Adnan bey. Nasıl herkes kullanıyor? Espri yapmak istediniz heralde. )

Kadir Çelik: Yani kullandılar da, bir nedeni vardır mutlaka. Yani niçin Adnan Oktar değil de Harun Yahya. Harun ve Yahya isimlerinin bir anlamı var mı, özellikle kullanılmasının?

Adnan Oktar: Hayır, hayır.

(Emin misiniz Adnan bey? Son kararınız mı?)

Kadir Çelik: Niçin güldünüz?

Adnan Oktar: Geniş bir şüphecilik olduğu için.

Kadir Çelik: Ama gazeteci şüphecidir.

Adnan Oktar: Tamam bir şey demiyorum. Sizinki çok normal. Ben sadece o anda aldığım bir karar. “Bu kitaplara bir müstear isim bulalım” dedik, “ne diyelim, Harun Yahya diyelim” dedim. Ondan sonra o kaldı o şekliyle.

(Peki Adnan bey, neden İngilizce internet sitenizde “yazar hakkında” bölümünde Harun ve Yahya isimlerinin imansızlığa ve inançsızlığa karşı mücadele vermiş iki peygamberin anısına seçildiği yazıyor?)

Kadir Çelik: Yani Harun ve Yahya isimlerinin bir anlam ifade etmesi….

Adnan Oktar: İki peygamber ismi.

Biraz uzun ama keyifli bir yazı oldu diye düşünüyorum. Bu arada röportajı izlemek isteyenler YouTube sitesinde ilgili videoları bulabilirler.

Reklamlar

Yasal Uyarı: Buraya yorum yazarak, yazdıklarınızın hukuki sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Eğer bunu kabul etmiyorsanız yorum yazmayın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: