Archaeopteryx ve Harun Yahya’nın Yanılgıları

Harun Yahya’nın Evrimcilerin İtirafları ve Evrim Aldatmacası kitaplarında sürüngenler ile kuşlar arasında bir ara geçiş formu olarak kabul edilen Archaeopteryx ile ilgili doğru olmayan birçok yazı var. Bunların bazılarına değinmek ve doğrularını aktarmak istiyorum. Harun Yahya kitabında şöyle diyor (Harun Yahya, Evrimcilerin İtirafları, s. 63):

Archaeopteryx’in sadece soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunun ve yarı dinozor-yarı kuş bir ara-geçiş formu olmadığının delilleri kısaca şöyle sıralanabilir:

1. Bu canlının “sternum”unun yani göğüs kemiğinin uçan kuşlardaki yapıda olmaması canlının uçamayacağının en önemli kanıtı olarak gösterilmekteydi. Ancak 1992 yılında bulunan yedinci Archaeopteryx fosili evrimci çevreler arasında çok büyük bir şaşkınlık uyandırdı. Zira bu son bulunan Archaeopteryx fosilinde evrimcilerin çok uzun zamandır yok saydıkları göğüs kemiği vardı. Nature dergisinde “… göğüs kemiğinin varlığı güçlü uçuş kaslarının olduğunu gösteriyor” 189 deniliyordu.

Bu bulgu Archaeopteryx’in tam uçamayan bir yarı kuş olduğu yönündeki iddiaların en temel dayanağını geçersiz kıldı.

2. Öte yandan, Archaeopteryx’in gerçek anlamda uçabilen bir kuş olduğunun en önemli kanıtlarından bir tanesi de hayvanın tüylerinin yapısı oldu. Archaeopteryx’in günümüz kuşlarından farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini gösteriyordu.

189. Nature, cilt 382, 1 Ağustos 1996, s. 401

Şimdi burdaki argümanları madde madde incelemek istiyorum:

  • Archaeopteryx’in göğüs kemiği vardı veya tüyleri asimetrikti onun için “mükemmel olarak uçabiliyordu” demek mümkün değildir. Uçabilmek için gerekli bazı kriterler vardır: tüyler in asimetrikliği, kanatların esnekliği, omuz bağlantısı, kas kütlesi yüzdesi gibi.
  • Speakman ve Thomson 1994’de yaptıkları araştırmada (1) Archaeopteryx’in kanatlarındaki tüylerin asimetrikliğinin günümüz modern kuşlarınınkilere göre çok düşük olduğunu ortaya koymuştur. Tüylerin asimetrikliği genel olarak uçarken tırmanma ve manevralarda çok etkilidir bu sebeple asimetrikliği düşük diye uçamaz diyemeyiz ama günümüzdeki uçabilen modern kuşlar gibi uçamadığı kesindir.
  • Modern kuşlar uçarken temel olarak “pectoralis” kasını kullanırlar. Modern kuşlarda bu kasın ağırlığı vücut ağırlığının %35’ine kadar çıkar ve genel olarak %20-35 arasında değişir. Modern kuşlar oldukları yerden havalanabilmek ve düşük hızlarda uçmak için gerekli kanat çırpma hareketlerini yapmak için bu kası kullanırlar. Yapılan araştırmalara göre Archaeopteryx’deki pectoralis kasının vücut ağırlığına oranı %9’du (2). Bu da modern kuşlara göre oldukça düşük bir orandır. Ayrıca Speakman’ın araştırmasına göre bir kuşun modern kuşlar gibi oldukları yerden havalanabilmek, düşük hızlarda uçabilmek için gerekli manevraları yapabilmesi için pectoralis kasının ağırlığının vücut ağırlığına oranının en az %16 olması gerekir (3). Görüldüğü gibi Archaeopteryx bu sınırın altındadır.
  • Yine modern kuşlardaki “supracoracoideus” kası kuşların durdukları yerden havalanmasında ve düşük hızlarda uçabilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Yapılan araştırmalara göre Archaeopteryx hem kütle oarak hem de düzenleme olarak modern kuşlardaki gibi bir supracoracoideus kasına sahip değildir (4).

Burdan çıkan bir sonuç şudur: Archaeopteryx olduğu yerden havalanabilmek için gerekli kas gücüne ve yapısına sahip değildi. Havalanabilmek için belli bir süre koşup yeterli hıza ulaşması gerekiyordu. 8-9 m/s hızlar civarında rahatça uçabildiği düşünülmektedir çünkü bu hızlarda çok fazla kas gücü gerekmemektedir. Daha çok olduğu yerde havalanmak, düşük hızlarda uçmak ve keskin manevralar yapabilmek için yüksek kas gücüne ve günümüzdeki modern kuşlardaki gibi düzgün bir kas yapısına sahip olmak gerekir.

Görüldüğü gibi elimizdeki veriler Archaeopteryx’in “mükemmel olarak uçabildiğini” göstermekten çok uzaktır.

Yine aynı kitapta geçen başka bir bölümde şöyle diyor (Harun Yahya, Evrimcilerin İtirafları, s. 63-64 ve Harun Yahya, Evrim Aldatmacası, 2005, s. 80):

Archaeopteryx’in ağızındaki dişleri de yine canlıyı bir ara form kılmaz. Evrimciler bu dişlerin bir sürüngen özelliği olduğunu söyleyerek kasıtlı bir aldatmaca yapmaktadırlar. Oysa dişler sürüngenlerin tipik bir özelliği değildir. Günümüzde bazı sürüngenlerin dişleri varken bir kısmının yoktur. Daha da önemli olan nokta dişli kuşların da Archaeopteryx ile sınırlı olmamasıdır. Fosil kayıtlarına baktığımızda Archaeopteryx ile aynı dönemde veya Archaeopteryx’ten sonra ve hatta günümüze oldukça yakın tarihlere kadar “dişli kuşlar” olarak isimlendirilebilecek ayrı bir kuş grubunun yaşamını sürdürdüğünü görürüz.

Şimdi burdaki argümanların geçerliliğine bakalım:

  • Tüm sürüngenler içinde sadece kaplumbağaların dişleri yoktur. Ayrıca zaten kuşların Theropod dinozorlarından evrimleştiği savunulmaktadır. Yani kaplumbağaların dişinin olmamasının kuşların Theropod dinozorlarından evrimleştiği teziyle hiçbir ilgisi yoktur.
  • Archaeopteryx’in diş yapısının dinozorlarınkinden çok farklı olduğu da gerçek değil. Archaeopteryx’in dişleri tırtıksızdır ve bu şekilde dişlere sahip oldukları bilinen dinozorlar vardır: Ornithomimosaur’lar, therizinosaur’lar ve oviraptorosaur’lar.
  • Yaşayan hiçbir kuş türünün dişi yoktur. Ama kuşların embriyoları incelendiğinde diş tomurcukları oluştuğu fakat bunların ileriki aşamalarda yok olduğu ve diş oluşmadığı görülmektedir. Bu bilgi bize kuşların atalarının dişleri olduğunu ama bu özelliğin modern kuşlarda yok olduğunu göstermektedir.
  • Dişlerinin büyük bölümünü kaybettiği bilinen 4 kuş türü vardır: Hesperornis, Ichthyornis, Gansus, and Limenavis. Bu türler neredeyse modern kuşlar kadar gelişmiştir ve modern kuşlardan genel olarak tek farkları dişleri olmasıdır. Bu sebeple bu türler sürüngen-kuş evrimindeki birkaç farklı yoldan biri için artık son basamak olarak değerlendirilmektedir. Yani bunları göstererek kuşların dişi olmasının normal birşeymiş gibi anlatılması tamamen yanlıştır.

İngilizce biliyorsanız Archaeopteryx ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek için Talk Origins sitesindeki All About Archaeopteryx makalesini okumanızı öneririm. Bu makale oldukça ayrıntılı bir şekilde Archaeopteryx’in tüm özelliklerini incelemekte ve nasıl birçok sürüngen ve kuş özelliklerini birarada barındırdığını açıklamaktadır. Ayrıca İngilizce bilmeyenler Dr. Ümit Sayın’ın “Uçtu Uçtu Dinozor Uçtu” başlıklı makalesini okuyarak konuyla ilgili bilgi alabilir (bölüm 1, bölüm 2, bölüm 3).

Referanslar:
1. Speakman, J.R. & Thomson, S.C., Flight capabilities of Achaeopteryx. Nature, 1994, 370:514.
2. Ruben, J., Reptilian physiology and the flight capacity of Archaeopteryx. Evolution, 1991, 45: 1-17.
3. Speakman, J. R., Flight capabilities in Archaeopteryx. Evolution, 1993, 47: 336-340.
4. Ostrom, J.H., Archaeopteryx and the Origin of Flight. The Quarterly Review of Biology, 1974, 49(1)

Kaynaklar:
– Chris Nedin, All About Archaeopteryx, http://talkorigins.org/faqs/archaeopteryx/info.html , 1999
http://www.talkorigins.org/indexcc/CC/CC214.html

Reklamlar

Yasal Uyarı: Buraya yorum yazarak, yazdıklarınızın hukuki sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorsunuz. Eğer bunu kabul etmiyorsanız yorum yazmayın.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: